Almanya’da başlayan mesleki yolculuğunu Türkiye’nin kültür başkentlerinden Eskişehir’e taşıyan Cem Kılıç, Venedik’in dünyaca ünlü camlarını geleneksel yöntemlerle işleyerek Odunpazarı’nda bir sanat merkezine imza atıyor.
Eskişehir’in tarihi atmosferiyle bütünleşen Odunpazarı bölgesindeki atölyesinde, camın en zarif hallerini takı, biblo ve heykel gibi objelere dönüştüren Cem Kılıç, 20 yıllık tecrübesini sanatseverlerle paylaşıyor. Almanya’daki meslek okulunda tanıştığı cam sanatını kendi topraklarında icra etme arzusuyla Türkiye’ye döndüğünü belirten Kılıç, Eskişehir’in cam sanatı için bir merkez olduğunu ifade ediyor. Anadolu Üniversitesi bünyesindeki cam bölümünün şehir için büyük bir avantaj olduğunu vurgulayan sanatçı, atölyesinde öğrencilere ve meraklılara uygulamalı eğitimler vererek bu zanaatı gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor.
Sanatın merkezinde sabır var
Camla çalışmanın teknik beceriden ziyade derin bir sabır gerektirdiğini belirten Kılıç, bu süreci şu sözlerle özetliyor: Renk ve anatomi bilgisi bir eseri zenginleştiren unsurlardır ancak işin özü sabırdır. Malzemeyi tanımak, onu işlemek ve bazen sadece soğumasını beklemek bile başlı başına bir disiplin gerektiriyor. Kılıç, üretim süresinin eserin detayına göre bir dakikadan haftalara kadar uzanabildiğini belirtiyor.
Venedik’ten gelen camlar şalamada hayat buluyor
Eserlerinde kullandığı ham maddeleri doğrudan Venedik’in meşhur Murano Adası’ndan temin eden Kılıç, üretim sürecindeki tutkusunu ise şöyle anlatıyor: Çalışmalarımda özel cam çubuklar kullanıyorum. Bu çubukları şalamadan yükselen alevle buluşturup eritiyoruz. Camın ateşle dans ettiği o an, aslında sanatın somut bir forma dönüştüğü en büyülü andır.