Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 63. buluşmasında sanatın dönüştürücü gücünü ekolojik sorumlulukla harmanlıyor. Küresel iklim krizinin beyaz perdedeki yansımalarını odağına alan organizasyon, bu dönem itibarıyla tanıtım materyallerinde basılı kağıt kullanımını kısıtlayarak ve Film Forum bünyesinde çevre duyarlılığı taşıyan projelere özel ödüller tahsis ederek somut bir adım attı. Bu vizyonun bir parçası olarak düzenlenen "Sinemanın Geleceği - Film Endüstrisinde İklim Odaklı Dönüşüm" paneli, sektörün mutfağındaki karbon faturasını tüm şeffaflığıyla tartışmaya açtı.
Yeşil Setler Mümkün (YSM) Genel Koordinatörü Yeşim Girgin’in yürütücülüğünde toplanan panelde; görüntü yönetmeni Ersin Gök, proje yöneticisi Ekin İlyasoğlu, senarist Selcan Özgür, ÇEVKO Kamu ve Projeler Müdürü Alphan Eröztürk, Avrupa İklim Vakfı (ECF) Türkiye Direktörü Mustafa Özgür Berke ile Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"Değişim dışarıdan dayatmayla değil, setin içinden başlamalı"
Üç yıldır sürdürdükleri inisiyatifin temel felsefesini aktaran Yeşim Girgin, ekolojik dönüşümün masa başında yazılan bürokratik kurallarla başarıya ulaşamayacağını vurguladı. Sektör gerçeklerini birebir solumayan dışsal düzenlemelerin sahada karşılık bulamadığını ifade eden Girgin, çevre bilincinin set çalışanları, yapımcılar ve yaratıcı ekipler tarafından özümsenmediği müddetçe kalıcı bir sistem değişikliğinin mümkün olmayacağını kaydetti.
Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç ise insanın ekosistem içindeki baskın tavrını sorgulaması gerektiğine işaret etti. Anadolu coğrafyasının benzersiz biyolojik çeşitliliğine değinen Kılıç, bir su birikintisinde yalnızca o bölgeye özgü mikroskobik canlıların yaşayabildiğini hatırlatarak, dikkatsizce kurulacak tek bir çekim platosunun telafisi imkansız bir yok oluşa sebebiyet verebileceğinin altını çizdi.
"Toplum sorunun farkında, sektörün eyleme geçmesi gerek"
Avrupa İklim Vakfı Türkiye Direktörü Mustafa Özgür Berke, klasik çevre propagandalarının etkisini yitirdiği bir dönemde kültür ve sanat dünyasının sergilediği tutumun belirleyici olduğunu kaydetti. Toplumda iklim krizine dair yüksek bir bilimsel farkındalık bulunmasına rağmen pratikte eylemsizlik yaşandığını dile getiren Berke, didaktik söylemler yerine sektör paydaşlarının doğrudan işin içine girdiği kolektif modellerin başarı şansı taşıdığını söyledi.
ÇEVKO temsilcisi Alphan Eröztürk ise sinemacıların üretim sürecinde temel bir vicdani sorgulama geliştirmesi gerektiğini belirtti. Çekimler tamamlandıktan sonra arkada bırakılan tahribatın dürüstçe ölçülmesi gerektiğini ifade eden Eröztürk, doğal kaynakları en az tüketen ve mekana asgari müdahalede bulunan yapımların gerçek anlamda başarı sayılacağını aktardı.
Reklam ve dijital yapımların devasa karbon ayak izi
Panelde yalnızca uzun metrajlı sinema filmleri değil, reklam ve tanıtım sektörünün yarattığı çevre yükü de kapsamlı verilerle paylaşıldı. YSM Proje Yöneticisi Ekin İlyasoğlu, küresel iletişim ve pazarlama dünyasının ürettiği emisyon miktarının dünya genelindeki toplam payın yüzde 3’üne yaklaştığını bildirdi. Bu oranın, Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin yıllık emisyon toplamının neredeyse yarısına denk düştüğü belirtildi.
Ulaşım planlamalarından set içi yemek tüketimine, teknolojik altyapıdan dijital yayın aşamalarına kadar her adımın karbon salımını artırdığına dikkat çeken İlyasoğlu; Ad Net Zero gibi küresel girişimlerin ve dijital reklam standartlarının yaygınlaşmasıyla birlikte sektörün kendi faturasını düşürmek üzere harekete geçtiğini belirtti. Festival, bu dinamikleri destekleyerek Türkiye'deki yapım standartlarının yeşil dönüşümle entegre edilmesi gerektiği mesajını verdi.