Gaziantep’in köklü bakırcılık geleneğini 43 yıldır sürdüren Ali Aytekin, sabırla işlediği metal levhaları eşsiz eserlere dönüştürerek dünya pazarında adından söz ettiriyor.
Gaziantep, coğrafi işaret tesciliyle koruma altına aldığı bakır işlemeciliği sanatında, ustaların el emeği göz nuru eserleriyle dünyaya açılmaya devam ediyor. Bakırın dövülerek sertleştirilmesi ve üzerindeki motiflerin derinlik kazanması için uygulanan geleneksel yöntemler, ürünlerin hem dayanıklılığını artırıyor hem de estetik değerini zirveye taşıyor.
Zanaatın merkezinde bir ömür
Tarihi Yeni Han’daki atölyesinde mesleğini icra eden 51 yaşındaki Ali Aytekin, 7 yaşında adım attığı bakırcılık dünyasında bugün usta bir isim olarak öne çıkıyor. Aytekin, ağır ve özel tasarım parçalar üzerine yoğunlaştığı çalışmalarında, her bir ürünü adeta bir müzik ritmiyle işliyor. Usta, en küçük parçalarda dahi binlerce vuruş yaparak metalin ruhunu ortaya çıkarıyor.
Bir ay süren sabır yolculuğu
Aytekin’in en çok dikkat çeken eserlerinden biri olan, 6 bardak, bir sürahi ve tepsiden oluşan özel su takımları, yaklaşık 350 bin çekiç darbesiyle hayat buluyor. Tamamlanması bir ayı bulan bu zahmetli süreç, ustanın işine olan tutkusunu da gözler önüne seriyor. 50 bin TL değer biçilen bu özel takımlar, hem yerel hem de uluslararası koleksiyonerlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.
Çekiç sesleri arasında bir sanat
Mesleğini "kulaklara hoş gelen bir müzik" olarak tanımlayan Aytekin, çekiç darbelerinin sadece bir şekillendirme yöntemi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu ifade ediyor. Geçmişin zorlu şartlarından bugünün imkanlarına uzanan 43 yıllık tecrübesini, ustalarından öğrendiği inceliklerle harmanlayan Aytekin, kişiye özel siparişlerle geleneksel sanatın yaşatılmasına katkı sağlamayı sürdürüyor.