Yeni Birlik Gazetesi
Yeni Birlik Gazetesi Kültür Sanat Çanakkale'de heyecanlandıran kazı: Troya'nın karanlık çağına ışık tutan agora

Çanakkale'de heyecanlandıran kazı: Troya'nın karanlık çağına ışık tutan agora

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Troya Antik Kenti’ndeki kazılarda, kentin 2 bin 800 yıllık en eski agorası gün yüzüne çıkarılarak Tunç Çağı ile Arkaik Dönem arasındaki kesintisiz yaşam kanıtlandı.

Çanakkale sınırları içinde yer alan ve 5 bin yıllık zengin geçmişiyle dünya arkeolojisinin en önemli merkezlerinden biri sayılan Troya Antik Kenti, ezber bozan yeni bir keşfe sahne oluyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, kentin 2 bin 800 yıl öncesine dayanan ilk agorası (pazar yeri) gün yüzüne çıkarılıyor. Prof. Dr. Rüstem Aslan başkanlığındaki uzman ekibin yürüttüğü kazılar, antik kentin sanılanın aksine uzun süre terk edilmiş kalmadığını belgeliyor.

Katmanlar Arasındaki Kayıp İplik Bulundu

Troya’nın geç geçirdiği dönüşüm süreçlerini inceleyen arkeologlar, özellikle Troya 6 dönemi olarak bilinen güney kapısı önündeki alana yoğunlaştı. 2014 yılından bu yana sürdürülen detaylı mikrokazılar, Tunç Çağı Troya'sı ile sonraki Arkaik ve Klasik Dönem İlion’u arasındaki tarihsel boşluğu doldurmaya başladı.

Kazı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Reyhan Körpe, açığa çıkarılan alanın Troya'nın bilinen en eski agorası olduğunu belirtti. Elde edilen bulgular, Tunç Çağı’ndaki büyük yıkım veya terk edilişin ardından bölgeye gelen yeni toplulukların, eski sur kalıntılarını doğrudan konut temelleri ve kamusal alan olarak dönüştürdüğünü gösteriyor.

Vilusa'dan İlion'a Kesintisiz Miras

Saha çalışmalarında ortaya çıkarılan mimari blokların yanı sıra Erken Demir Çağı'na tarihlenen amforalar ve seramik parçaları, tarihlendirme konusunda kilit rol oynadı. Yıkımın ardından yaklaşık 80-90 yıl gibi kısa bir süre geçtikten sonra bölgeye yerleşen göçmenler, eski kentin mimari hafızasını koruyarak yaşamı yeniden başlattı. Hittit kaynaklarında "Vilusa" olarak geçen kentin adı, bu dönemde yeni sakinleri tarafından yaşatılarak "İlios" veya "İlion" formuna evrildi.

Tahribatın Gölgesinden Titiz Arkeolojiye

Geçmişte Heinrich Schliemann tarafından gerçekleştirilen ve antik tabakalarda ciddi hasara yol açan kontrolsüz kazıların aksine, günümüzdeki çalışmalar milimetrik bir titizlikle sürdürülüyor. Güney kapısına bağlanan antik kaldırımları ve giriş hatlarını belirleyen arkeologlar, önümüzdeki dönemde yapacakları kazılarla hem agoranın tam sınırlarını çizmeyi hem de Anadolu ile Ege dünyası arasındaki bu geçiş döneminin ticari dinamiklerini tamamen aydınlatmayı hedefliyor.