Yeni Birlik Gazetesi
Yeni Birlik Gazetesi Kültür Sanat Çanakkale’de süngülerin gölgesinde psikolojik harp: İngilizlerin "Düşmanınız biz değiliz" broşürleri

Çanakkale’de süngülerin gölgesinde psikolojik harp: İngilizlerin "Düşmanınız biz değiliz" broşürleri

Çanakkale Kara Savaşları’nın 25 Nisan 1915’te başlamasıyla birlikte Gelibolu Yarımadası, dünya harp tarihinin en çetin mevzi savaşlarından birine sahne oldu. Arıburnu gibi bölgelerde taraflar arasındaki mesafenin yer yer 4-5 metreye kadar düşmesi, savaşı el bombaları ve lağım kazma faaliyetleriyle yürütülen bir rutin haline getirdi.

Tarihe "son centilmenler savaşı" olarak geçen Çanakkale Kara Savaşları, sadece siperlerdeki kanlı çatışmalarla değil, aynı zamanda tarafların birbirini ikna etmeye çalıştığı yoğun bir propaganda mücadelesiyle de hafızalara kazındı.

Çanakkale Kara Savaşları’nın 25 Nisan 1915’te başlamasıyla birlikte Gelibolu Yarımadası, dünya harp tarihinin en çetin mevzi savaşlarından birine sahne oldu. Arıburnu gibi bölgelerde taraflar arasındaki mesafenin yer yer 4-5 metreye kadar düşmesi, savaşı el bombaları ve lağım kazma faaliyetleriyle yürütülen bir rutin haline getirdi. Ancak bu fiziksel mücadelenin perde arkasında, askerlerin zihinlerini hedef alan bambaşka bir strateji yürütülüyordu.

Siperlere atılan ikna mesajları

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Borlat, savaşın sadece cephe hattında değil, psikolojik boyutta da yaşandığına dikkat çekiyor. İngiliz kuvvetlerinin, Türk askerinin direncini kırmak ve saflarını zayıflatmak amacıyla geliştirdiği propaganda yöntemleri, dönemin şartları düşünüldüğünde oldukça dikkat çekiciydi.

Uçaklar aracılığıyla siperlere bırakılan ya da taşlara, dallara sarılarak karşı tarafa fırlatılan broşürlerde İngilizler, Türk askerine doğrudan sesleniyordu. Mesajların ana eksenini ise "asıl düşmanın Türkler değil, Almanlar olduğu" tezi oluşturuyordu.

"Halifeliğe ve padişaha saygılıyız" vurgusu

Propaganda metinlerinde İngilizler, esir aldıkları Türk askerlerine gösterdikleri iyi muameleyi, yemek ve kıyafet imkanlarını ön plana çıkararak bir güven ortamı oluşturmaya çalışıyordu. Broşürlerde özetle şu ifadeler yer alıyordu: "Bizim düşmanımız sizler değilsiniz, düşmanımız Almanlar. Biz halifeliğe, padişaha ve sizlere saygı duyuyoruz. Almanlarla yan yana bulunmamalı, onlarla iş birliğini bırakarak teslim olmalısınız."

Karşılıklı bir strateji aracı

Doç. Dr. Borlat, bu psikolojik harp yönteminin tek taraflı kalmadığını da belirtiyor. İngilizlerin başlattığı bu propaganda usulüne Türk tarafı da kayıtsız kalmadı. Türk birlikleri de benzer yöntemlerle, kendi hatlarından Anzak siperlerine karşı propaganda içerikli kağıtlar ve kartlar atarak psikolojik mücadeleyi karşılıklı bir boyuta taşıdı.

Savaşın uzamasıyla birlikte mevzi harbinin getirdiği ağır şartlar, tarafları fiziksel gücün ötesinde, birbirlerinin moralini bozmaya yönelik bu tür stratejik adımlar atmaya zorladı. Çanakkale, bu yönüyle askeri literatürde sadece silahlı bir çatışma değil, aynı zamanda ikna ve algı yönetiminin de yoğun olarak kullanıldığı bir laboratuvar görevi gördü.