Düzce Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celil Bozkurt, dağ yöresinin zengin kültürel mirasını vurgulayarak, bölgenin potansiyelini ortaya çıkarmak için gereken adımları atmayı önerdi.
Dağ yöresi açık hava müzesi gibi
Bozkurt, "Bizim tarih uydurmamıza gerek yok. Sadece mevcut değerleri ayağa kaldırırsak, dağ yöresinin geleceği değişir" ifadelerini kullanarak, bölgedeki antik yerleşim alanlarının ve tümülüslerin önemine dikkat çekti. Dağ yöresi Bithynia’dan Bizans dönemine kadar uzanan geniş bir tarihi mirasa sahip olup, hâlâ keşfedilmeyi bekleyen birçok alan bulunuyor.
Tarihî alanların tescili önemli
Bozkurt, özellikle Keles ve Harmancık arasındaki havzada bulunan taş dolgulu tümülüslere vurgu yaparak, buralarda 100’ü aşkın ve başka yerlerde 300’den fazla mezar yapısının tespit edildiğini belirtti. Düzce Üniversitesi ile birlikte yürütülen çalışmaların, bölgenin tarihine ışık tutacağını ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesi için önemli bir adım olabileceğini savundu.
Danimarka'nın 35 tümülüsle UNESCO'ya kabul edildiğini hatırlatan Bozkurt, Türkiye’deyse yüzlerce tümülüs bulunduğunu fakat bu değerlerin bilinmediğini dile getirdi. Yerel yönetimler ve sivil toplum ile birlikte hareket edilmesi gerektiğini belirten Bozkurt, "Tarihî mirasın korunması ve turizme kazandırılması için iş birliği şart" dedi.
Bozkurt, bölgedeki yapılan araştırmaların sadece geçmişi değil, geleceği de şekillendirebileceğini ifade etti. Yıllardır sürdürdüğü kazı çalışmaları ve tescil dosyaları ile bölgenin kültürel değerlerinin korunmasına katkı sağlamayı hedefliyor.

DAĞDER NİLÜFER ŞUBESİ TARAFINDAN DÜZENLENEN "DAĞ YÖRESİ TARİH KÜLTÜRÜ VE TARİH BİLİNCİ" ETKİNLİĞİNE PANELİST OLARAK KATILAN DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. CELİL BOZKURT, BÖLGENİN YÜZLERCE TÜMÜLÜS, ANTİK YERLEŞİM VE TARİHÎ KALINTIYLA BÜYÜK BİR KÜLTÜR HAZİNESİNE SAHİP OLDUĞUNU SÖYLEDİ. BOZKURT, "BİZİM TARİH UYDURMAMIZA GEREK YOK. YALNIZCA VAR OLAN DEĞERLERİ AYAĞA KALDIRSAK DAĞ YÖRESİ'NİN KADERİ DEĞİŞİR" DEDİ.