Samsun Olgunlaşma Enstitüsü, kök boya ve ekolojik baskı gibi geleneksel yöntemleri bilimsel bir çerçeveye oturtarak kültürel mirası modern üretim süreçlerine entegre etmeyi başardı.
Samsun’da el sanatlarının geleceğini şekillendirecek önemli bir adım atıldı. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) desteğiyle yürütülen Köklerden Yüzeye Doğanın Renkli Dokunuşu Projesi, üç aylık yoğun bir eğitim maratonunun ardından tamamlandı. Proje kapsamında, el sanatları alanında uzmanlaşan öğretmen ve usta öğreticiler, geleneksel yöntemleri akademik bir bakış açısıyla yeniden yorumladı.
Bilimsel yöntemlerle geleneksel üretim
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Adem Önal’ın rehberliğinde gerçekleştirilen eğitimlerde, doğal boyama, mordanlama ve ekolojik baskı (ecoprint) teknikleri üzerinde duruldu. Katılımcılar, sadece geleneksel yöntemleri öğrenmekle kalmadı, aynı zamanda bu teknikleri kurumsal üretim reçetelerine dönüştürerek sürdürülebilir bir model oluşturdu. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan 13 usta öğretici, düzenlenen törenle sertifikalarını aldı.
Batik tezgahında geleneksel deneyim
Sertifika töreni, teorik bilgilerin pratiğe döküldüğü renkli bir atölye çalışmasına da ev sahipliği yaptı. OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle, usta öğreticilerle birlikte tezgah başına geçerek geleneksel batik uygulamasını bizzat denedi. Katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşen atölye, geleneksel sanatların günümüzle olan bağını güçlendiren keyifli anlara sahne oldu.
Kültürel mirasta ticarileşme hedefi
Projenin sadece bir eğitim çalışması olmadığını belirten OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle, bu girişimin Anadoludakiler Projesi’nin bir parçası olduğunu vurguladı. Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen ve yerel değerlerin ekonomiye kazandırılmasını hedefleyen bu vizyon kapsamında, 2026 yılına kadar yöresel ürünlerin ticarileştirilmesi noktasında stratejik adımlar atılıyor.
Bölgenin zengin potansiyeli
Samsun’un kültürel envanter açısından Türkiye’nin en zengin bölgelerinden biri olduğuna dikkat çeken Dicle, şunları kaydetti: Somut Olmayan Kültürel Miras Envanteri’nde yer alan 145 ürünle bölgemiz büyük bir potansiyele sahip. Ancak bu değerleri sadece kayıt altına almak yeterli değil; onları günümüz ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlayıp hayatın içine dahil etmemiz gerekiyor. Bu proje, sahip olduğumuz bu paha biçilemez mirası geleceğe taşıma noktasında kritik bir rol oynuyor.