Dünya kültür mirasının en görkemli simgelerinden biri olan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, tarihinin en geniş kapsamlı koruma ve restorasyon sürecinden geçiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü denetiminde ve alanında uzman bilim heyetinin rehberliğinde yürütülen projede, ana kubbedeki restorasyon devam ederken doğu yarım kubbeye yönelik kritik bir adım atıldı. Yürütülen gelişmiş statik analizler ve üç boyutlu modellemeler sonucunda, yapının doğu yarım kubbesinde yapısal bir güçlendirme ihtiyacı tespit edildi.
Mihrap bölümünü de kapsayan bu alanda mimari güvenliği sağlamak amacıyla devasa bir çelik çalışma platformunun kurulumuna başlanıyor. Yapının tarihi ve estetik görünümünü bozmamak adına platform çevresi, Ayasofya’nın özgün görsellerini barındıran özel baskılı brandalarla kapatılacak. Böylece hem görsel bütünlük korunacak hem de restorasyon süresince ibadet ve ziyaret akışının aksamadan sürmesi sağlanacak.
Tarihi Dokuyu Korumak İçin Çok Katmanlı Mühendislik Tedbirleri
Çalışmalar sırasında 1500 yıllık özgün zemine ve mimari elemanlara zarar gelmemesi için mühendislik açısından en üst düzey önlemler devreye alınıyor. İskele ve platform kurulumu öncesinde alanda hassas zemin yükleme ile titreşim testleri gerçekleştirilecek. Aşınma ve baskıyı önlemek adına tarihi mermer döşemeler çok katmanlı ve yükseltilmiş bir zemin sistemiyle korumaya alınacak.
Süreç boyunca mihrap ve minber başta olmak üzere tüm tarihi eserler fiziksel muhafaza sistemleriyle koruma kalkanına alınırken, geçici ibadet alanları için alternatif mihrap ve minber yerleştirilecek. Ahşap seki, mermer kaplama ve avizelerin sökümü ise uzman restoratörlerin doğrudan gözetiminde, milimetrik bir titizlikle yürütülecek.
Mozaiklerden Sıva Katmanlarına Uzanan Kapsamlı Konservasyon
Platformun tamamlanmasıyla birlikte uzman ekipler, doğu yarım kubbenin iç yüzeyindeki tarihi mozaiklere, kalem işi süslemelere ve mermer kaplamalara doğrudan erişim sağlayacak. Yüzeylerde detaylı temizlik ve onarım yapılırken, yapının özgün dokusuna uymayan sonradan eklenmiş beton ve mermer dışlıklar temizlenecek. Mozaikler ise dökülme riskine karşı geçici koruma bezleriyle desteklenerek belgelenecek ve koruma altına alınacak.
Bu süreç yalnızca bir güçlendirme çalışması olmakla kalmayıp, yapının tarihsel katmanlarına da ışık tutacak. Özellikle 1847-1849 yılları arasındaki Fossati onarımı öncesine ait Klasik Osmanlı dönemi ayet yazılarının varlığı, yapılacak hassas raspa işlemleriyle araştırılacak. Saptacak yeni veriler, Ayasofya’nın cami dönemindeki tarihsel görünümüne dair önemli bulguları dünya kültür envanterine kazandırma potansiyeli taşıyor.
Bilimsel İlkeler Işığında Geleceğe Aktarılan İnsanlık Mirası
Restorasyon projesi, UNESCO Dünya Mirası ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalınarak "en az müdahale" ve "özgünlüğü koruma" felsefesiyle yürütülüyor. Yapının Bizans ve Osmanlı dönemlerinde geçirdiği tüm tarihsel tamirat izleri eşdeğer bir değer olarak kabul edilirken, temel hedef yapıyı tek bir döneme geri döndürmek değil; bin beş yüz yıllık çok katmanlı kimliğini geleceğe taşımak.
Saha analizlerinden elde edilecek harç ve sıva numuneleri laboratuvar ortamında incelenerek, kullanılacak yeni malzemelerin özgün yapıyla tam uyumlu olması sağlanacak. Bilim Heyeti ve Koruma Kurulu onayıyla ilerleyen bu dev proje sayesinde Ayasofya, hem olası deprem risklerine karşı statik olarak güçlendirilecek hem de tüm sanatsal detaylarıyla gelecek nesillere güvenle aktarılacak.