Dünya arkeoloji tarihinin en önemli merkezlerinden biri olan Göbeklitepe, ezber bozmaya devam ediyor. Bugüne kadar ağırlıklı olarak güney ve batı bölgelerinde yürütülen kazı çalışmaları, bu yıl ilk kez höyüğün kuzey kesimine taşındı. Zeytin ağaçlarının taşınmasıyla çalışmalara uygun hale getirilen yaklaşık 1500 metrekarelik yeni araştırma sahasında, insanlık tarihine ışık tutacak yepyeni mimari kalıntılara ulaşıldı.
Yüzeyin Hemen Altından MÖ 8 Bininci Yıl Çıktı
Kuzey alanında yürütülen kazıların henüz ilk aşamasında, yüzeyin hemen altında Göbeklitepe’nin ikinci evresine (MÖ 8 binli yıllara) tarihlenen dörtgen planlı yapılar tespit edildi. Uzun yıllar süren doğal erozyon nedeniyle duvarlarında aşınmalar görülen bu yapıların birçoğunda taban seviyesine kısa sürede ulaşıldı.

Özellikle daha önce "GT1" olarak adlandırılan bölgedeki mimariyle benzerlik gösteren bu yapıların, klasik Göbeklitepe mimarisinden farklı olarak daha az sayıda dikilitaş barındırması dikkat çekti. Uzmanlar, bu durumun bölgedeki dikilitaş geleneğinin zamanla zayıfladığı bir döneme işaret edebileceğini belirtiyor.
Sadece İnanç Merkezi Değil, Aynı Zamanda Yaşam Alanı
Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Göbeklitepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul önderliğindeki ekip, ortaya çıkarılan mekanların iç düzenlemelerinden yola çıkarak bu alanların konut amacıyla kullanılmış olabileceğini değerlendiriyor. Yapıların kesin işlevini belirlemek adına alan genelinden ve taban seviyelerinden toprak örnekleri alınarak detaylı analizler başlatıldı.

Keşfedilen bu yapılar, Göbeklitepe’nin yalnızca devasa tapınakların ve törensel ritüellerin gerçekleştiği izole bir merkez olmadığını, aynı zamanda insanların gündelik yaşamlarını sürdürdüğü aktif bir yerleşim yeri olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
| Parametre | Detay / Açıklama |
|---|---|
| Kazı Sahası | ~1.500 m² (Kuzey kesimi) |
| Tarihsel Dönem | MÖ 8 binli yıllar (2. Evre) |
| Yapı Mimarisi | Dörtgen planlı binalar ve kulübeler |
| Olası İşlev | Konut / Günlük yaşam alanı |
| Belirgin Fark | Dikilitaş geleneğinin daha zayıf olması |
| Saha Uygulamaları | Jeomanyetik tarama, restorasyon ve yeni yürüyüş rotaları |
Jeomanyetik Ölçümler Büyük Kamusal Yapıları İşaret Ediyor
Kuzey kesimindeki kazılardan önce gerçekleştirilen yüzey taramaları ve jeomanyetik analizler, bölgenin potansiyelini gözler önüne sermişti. Yapılan teknolojik incelemeler, mevcut dörtgen yapıların yanı sıra toprak altında daha büyük boyutlu kamusal binaların ve çeşitli kulübelerin de yatıyor olabileceğini gösteriyor. GT1 ve GT2 alanlarındaki eş zamanlı çalışmalar sürerken, kuzey bölgesindeki yüzey toprağının kaldırılmasıyla yeni sürprizlerin ortaya çıkarılması hedefleniyor.

Hem Koruma Hem Restorasyon: Ziyaretçi Rotaları Yenileniyor
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yeni bulguların Göbeklitepe’nin karanlıkta kalan noktalarını aydınlattığını ifade etti. Arkeolojik kazıların yanı sıra koruma ve güçlendirme çalışmalarına da büyük hassasiyet gösterildiğini vurgulayan Ersoy; C Yapısı’ndaki dikilitaşın yüzey parçalarının tamamlandığını, D Yapısı’nın ise duvar ve zemin bağlantılarının çelik halatlarla depreme ve sarsıntılara karşı koruma altına alındığını belirtti.
Yeni kazı alanlarının alan planlamasına dahil edilmesiyle birlikte Göbeklitepe’deki ziyaretçi yürüyüş yolları da modern standartlara göre yenilendi. Tarihin sıfır noktasındaki bu heyecan verici yeni rotanın çok kısa süre içinde ziyaretçilerin kullanımına açılacağı bildirildi.