ŞAFAK GÜVEN / Zirvelerinde kayak yapılan dağları, kıyısında gün batımı izlenen gölleri, Roma’dan Selçuklu’ya uzanan tarihi ve düğün sofralarını süsleyen geleneksel lezzetleriyle Isparta, Anadolu’nun sakin ama derin şehirlerinden biridir.
DAVRAZ KAYAK MERKEZİ – GÖL MANZARALI ZİRVE

2635 metre rakımlı Davraz Dağı’nın kuzey yamacında yer alan Davraz Kayak Merkezi, Isparta şehir merkezine sadece 26 kilometre mesafede. Antalya’ya olan yakınlığı sayesinde Akdeniz’den çıkıp bir saat sonra kendinizi bembeyaz bir zirvede bulabiliyorsunuz.
Kayak yaparken aşağıda Eğirdir Gölü’nün mavisini görmek, Türkiye’de çok az yerde yaşayabileceğiniz bir deneyim. Kar kalınlığı sezon boyunca 50 ile 250 santimetre arasında değişiyor; sezon genellikle Aralık’ta başlayıp Nisan’a kadar sürüyor. Yeni başlayanlar için güvenli pistlerin yanında 8–10 kilometreye ulaşan zorlu parkurlar da var.
Ama Davraz sadece kayak demek değil. Sedir, ardıç ve dağ çamları arasında trekking, doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılık için de eşsiz bir alan. Zirvede durup göle baktığınız an, Isparta’nın neden bu kadar huzurlu bir şehir olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.
SAKİN ŞEHİR: EĞİRDİR
Eğirdir, Türkiye’nin Cittaslow (Sakin Şehir) unvanına sahip yerlerinden biri. Sabah göl kıyısında yürürken zamanın yavaşladığını hissediyorsunuz. 517 kilometrekarelik yüzey alanıyla Türkiye’nin dördüncü büyük gölü olan Eğirdir Gölü, gün doğumunda pembeye, gün batımında altın sarısına bürünüyor.
Elma bahçeleri, kasnak meşesi ve sığla ormanları, yalnızca bu bölgede görülen Apollon kelebeği… Eğirdir doğayı sevenler için adeta bir açık hava laboratuvarı. Kuş gözlemciliği, kamp, su sporları, yamaç paraşütü… Burada şehir kalabalığı yok, acele yok; sadece gölün sesi var.
EĞİRDİR GÖLÜ ADALARI – SESSİZLİĞİN İÇİNDEKİ HİKÂYELER

Yeşil Ada
Şehir merkezine 1,5 kilometre uzaklıktaki Yeşil Ada, taş temelli ahşap evleri ve dar sokaklarıyla zamana direnen bir yer. Balık restoranlarında gölden çıkan balıklar servis ediliyor. Ada üzerindeki Aya Stefanos Kilisesi ise 19. yüzyıldan günümüze ulaşan önemli bir yapı.
Aya Stefanos Kilisesi
Üç nefli ve apsisli bu kilise, restore edilerek yeniden ayağa kaldırılmış. Sessizce içeri girip taş duvarlara dokunduğunuzda, adanın çok kültürlü geçmişini hissediyorsunuz.
Can Ada
Eğirdir ile Yeşil Ada arasında yer alan küçük ve yapılaşmamış bu ada, Atatürk’ün Eğirdir ziyaretinde kendisine hediye edilmiş. Bugün doğal haliyle korunuyor; sadece uzaktan bakmak bile yeterince etkileyici.
EĞİRDİR’İN TARİHİ DOKUSU
Eğirdir Kalesi
Göle uzanan yarımada üzerindeki kale kalıntıları Bizans dönemine kadar uzanıyor. Buradan gölü seyretmek, tarihle doğanın aynı karede buluştuğu anlardan biri.

Hızırbey (Ulu) Camii
Zaman içinde onarımlar geçirmiş olsa da, geniş iç mekânıyla ilçenin önemli ibadet merkezlerinden biri olmaya devam ediyor.
Dündarbey Medresesi
1237 yılında han olarak inşa edilen ve 1301’de medreseye dönüştürülen bu Selçuklu yapısı, taş işçiliği ve avlu düzeniyle dönemin mimarisini yansıtıyor. Duvarlara baktıkça Selçuklu’nun izini sürüyorsunuz.
Yalvaç – Tarihin Derin Katmanları
Isparta’nın bir diğer kültür hazinesi Yalvaç. Tarih öncesi dönemlerden bu yana birçok uygarlığın izini taşıyor.
Pisidia Antiokheia Antik Kenti

Roma, Helenistik ve Doğu Roma dönemlerine ait kalıntılarla dolu bu antik kent, Hristiyanlık tarihi açısından da önemli. Aziz Paulus’un burada vaaz verdiği biliniyor. Augustus Tapınağı, tiyatro, Roma Hamamı ve sütunlu caddeler arasında yürürken Anadolu’nun çok katmanlı geçmişi önünüze seriliyor.
Yalvaç Müzesi
1966 yılında ziyarete açılan müze, kazılardan çıkarılan eserlerle bölgenin arkeolojik zenginliğini gözler önüne seriyor.
Isparta Mutfağı – Gül Kokulu Sofralar
Isparta mutfağı, gösterişten uzak ama köklü bir geleneğe sahip.
Kabune Pilavı, özel gün sofralarının baş tacı. Genellikle etli kuru fasulye ile servis ediliyor ve düğünlerin vazgeçilmez yemeği olarak biliniyor.
Yalvaç Hamursuzu, tereyağı, tahin ve patates püresiyle yapılan doyurucu bir ekmek türü. Özellikle düğünlerde hazırlanıyor.
Elbette şehrin simgesi gül sofralarda da karşımıza çıkıyor.

Gül lokumu ve gül reçeli, Isparta’nın en bilinen tatları arasında. Sabah kahvaltısında bir kaşık gül reçeli yediğinizde, bu şehrin neden “güller diyarı” olduğunu anlıyorsunuz.
Sac üzerinde pişirilen yufka ekmeği, uzun süre saklanabiliyor; tüketmeden önce hafifçe ıslatılıp ısıtılıyor.
Bir de Yalvaç’ın kendine özgü tatlısı kesmik güllacı var. Lor benzeri peynirle hazırlanıp gül şeklinde sarılıyor; hem görsel hem lezzet olarak farklı bir deneyim sunuyor.
Isparta, yüksek dağların serinliğiyle göl kıyısının huzurunu aynı potada eriten bir şehir. Burada acele yok; her şey kendi ritminde. Davraz’ın zirvesinden Eğirdir’in kıyısına, Yalvaç’ın antik taşlarından gül kokulu reçeline kadar Isparta, insanın içine işleyen bir sakinlik bırakıyor.
Ve şehirden ayrılırken valizinize birkaç kavanoz gül reçeli koysanız bile, asıl götürdüğünüz şey o huzur oluyor.