Anadolu’nun irfan geleneğinin en önemli temsilcisi Nasreddin Hoca’nın Eskişehir’deki tarihi evi, kapsamlı bir restorasyon sürecinin ardından kapılarını ziyaretçilere açtı.
Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde bulunan ve yıllar içerisinde bakımsız kalarak atıl duruma düşen Nasreddin Hoca’nın evi, Sivrihisar Belediyesi’nin yürüttüğü titiz çalışmalarla eski ihtişamına kavuştu. 1208 yılında dünyaya geldiği bilinen ve bölge halkı için büyük bir kültürel miras olan yapı, yapılan yenileme çalışmalarıyla birlikte turizmin yeni gözdesi haline geldi. Özellikle hafta sonları ziyaretçi akınına uğrayan tarihi mekan, hem yerli hem de yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.
Tarihi yapıya yeniden hayat verildi
Evde rehberlik hizmeti veren Havva Aydın, yapının geçmişine dair önemli detaylar paylaştı. 14 yıl önce Kültür Bakanlığı tarafından ilk restorasyonun yapıldığını ancak geçen sürede yapının bakımsız kaldığını belirten Aydın, Sivrihisar Belediyesi’nin devreye girmesiyle evin yeniden ayağa kaldırıldığını ifade etti. İki bölümden oluşan evin bir kısmının yaşam alanı, diğer kısmının ise derslik ve misafir ağırlama alanı olarak kullanıldığını vurgulayan Aydın, Nasreddin Hoca’nın Sivrihisar’daki kadılık ve müderrislik gibi görevlerine dikkat çekti.
Mezar taşları Sivrihisar’ın mirası
Nasreddin Hoca’nın sadece yaşamıyla değil, ailesiyle de Sivrihisar’a derin bağları olduğunu belirten Aydın, bölgedeki kazılarda bulunan tarihi bulgulara değindi. Hoca’nın mezar taşının Ulu Cami kazılarında ortaya çıkarıldığını ve kızı Fatma Hatun’un mezarının da yine ilçede bulunduğunu hatırlatan Aydın, bu eserlerin Sivrihisar’ın tarihsel önemini kanıtladığını belirtti.
Şenliklere davet var
Her yıl haziran sonu ve temmuz başında düzenlenen Nasreddin Hoca Doğum Şenlikleri’nin önemine de değinen Aydın, tüm vatandaşları bu geleneksel festivale davet etti. Göle maya çalma ritüeliyle başlayan şenliklerin, bölge turizmi için büyük bir fırsat olduğunu dile getirdi. Evi ziyarete gelen turistler ise yapılan restorasyon çalışmalarından duydukları memnuniyeti dile getirerek, tarihi dokunun korunmuş olmasının kendilerini mutlu ettiğini belirttiler.