KAHİRE - Antik Mısır medeniyeti denildiğinde akla ilk olarak Giza Piramitleri gelse de, bu görkemli mirasın arkasındaki gerçek siyasi ve kültürel güç merkezi sessizce gün yüzüne çıkıyor. Birleşik Mısır'ın ilk antik başkenti Memfis'in (Menf) kalıntıları üzerine kurulan Mit Rahina, zengin açık hava müzesi ve barındırdığı sırlar ile dünya kültür mirasının yeni cazibe merkezi olma yolunda. Arkeologlar, bu eşsiz sit alanının Piramitler ve Sakkara ile birleştirilerek devasa bir turizm rotasına dönüştürülmesi için kolları sıvadı.
Firavunların Günlük Yaşamı ve "Ölümün Ötesi" Aynı Coğrafyada
Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı Başarkeoloğu Dr. Mecdi Şakir, Mit Rahina'nın tarihsel rolünü çarpıcı bir tezatla açıklıyor. Şakir’e göre hemen yanı başındaki Sakkara bölgesi antik Mısırlılar için mezarlar, ibadet ritüelleri ve "ölüm sonrası alanı" temsil ederken; Mit Rahina, yani dönemin başkenti Memfis, hayatın tam merkezini oluşturuyordu. MÖ 3100 yılında Kral Mina tarafından kurulan ve ilk başlarda "Beyaz Duvar" olarak anılan kent, sonraki hanedanlıklarda yönetim merkezi değişse bile siyasi, dini ve tarihi önemini hiçbir zaman kaybetmedi.

Büyük İskender’in İlk Durağı ve Hiyeroglifin Şifresi
Mit Rahina’nın dünya tarihi açısından ağırlığını gösteren en net iki örnek, kentin kritik anlardaki rolünde saklı:
Büyük İskender'in Ziyareti: MÖ 332'de Mısır'a adım atan Büyük İskender, başka hiçbir şehre uğramadan doğrudan Memfis'e yöneldi. Burada rahiplerle bir araya gelen efsanevi lider, ülkeye bir işgalci olarak değil, "Tanrı Amon’un oğlu" olarak geldiğini ilan ederek meşruiyetini bu topraklarda tescilledi.
Reşit Taşı'nın (Rosetta Stone) Doğuşu: Antik Mısır hiyerogliflerinin çözülmesini sağlayarak tarihin karanlık odağını aydınlatan ünlü Reşit Taşı, Memfisli rahipler tarafından bu şehirde kaleme alındı.
İngiltere’nin "Taşıma Maliyeti" Yüzünden Reddettiği Dev Heykel
Açık hava müzesinin en büyüleyici parçası, şüphesiz Antik Mısır'ın en güçlü firavunu II. Ramses'e ait olan devasa heykel. Alışılagelmiş firavun tasvirlerinin aksine sırtüstü yatar vaziyette sergilenen bu başyapıtın arkasında ilginç bir diplomatik hikaye de yatıyor.
1820 yılında İtalyan kaşif Giovanni Battista Caviglia tarafından bulunan iki heykelden biri bugün Büyük Mısır Müzesi'ni süslerken, diğeri ise bulunduğu yer olan Mit Rahina'da bırakıldı. Dönemin Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa, bu yatan dev heykeli İngiltere'ye hediye etmek istemiş; ancak İngiliz hükümeti, heykelin devasa boyutları ve o günün şartlarındaki yüksek nakliye maliyetleri sebebiyle bu teklifi geri çevirmişti.
Mühendislik Harikası Tapınaklar ve Toprağın Altındaki Sırlar
Müze kompleksi yalnızca heykellerle sınırlı değil. Bölge; Büyük Ptah Tapınağı'nın Batı Kapısı, 19. Hanedanlık dönemine ait Hathor Tapınağı ve MÖ 6. yüzyıldan kalan kutsal Apis boğasına ait mumyalama tapınağını barındırıyor. Dr. Şakir, özellikle taş mumyalama yatakları ve sedirleriyle donatılmış olan Apis Boğası Mumyalama Tapınağı'nı "büyüleyici bir mühendislik harikası" olarak tanımlıyor.
Öte yandan, bölgede kazı çalışmalarını sürdüren Çinli arkeoloji heyetinin son olarak kireçtaşından yapılmış devasa bir yapıyı ve yeni bir tapınağı gün yüzüne çıkarması, Mit Rahina'nın altında hala keşfedilmeyi bekleyen binlerce gizem olduğunu kanıtlar nitelikte.
Hedef: Piramitleri Kapsayan "Bütüncül Turizm" Rotası
Uzmanlar, turistlerin Mit Rahina'da sadece bir saat geçirip ayrılmasının büyük bir kayıp olduğunu vurguluyor. Önerilen yeni turizm stratejisine göre; ziyaretçilerin önce Mit Rahina'daki yaşamı ve mumyalama tapınaklarını incelemesi, ardından Sakkara'daki ölüm ritüellerine tanıklık etmesi ve turu Giza Piramitleri ile Sfenks'te tamamlaması hedefleniyor. Bu bütüncül rota, Mısır'ın kültür turizmindeki gücünü katlayacak gibi görünüyor.