Mustafa Özbakır’ın yeni sergisi “Kabuklarımla Bir Meyve miyim Yara mı”, 28 Şubat’a kadar Kun Art Space’te sanatseverlerle buluşuyor. Çukurova bölgesinde çağdaş sanatın önemli duraklarından biri haline gelen Kun Art Space, Özbakır’ın resimleriyle izleyiciyi alışıldık bakış konforunun dışına davet ediyor.
Sergi, adını yalnızca şiirsel bir sorudan değil, varoluşun en kırılgan noktalarından alan bir yüzleşmeden alıyor. Tanıdık yüzler, hafızaya kazınmış dizeler ve gündelik hayatın içinde silikleşmiş anlar, Özbakır’ın tuvalleri aracılığıyla yeniden görünür hale geliyor. Sanatçı, kendi iç sorusunu izleyiciye doğru genişleterek, her bakışı kişisel bir yaraya temas eden sessiz bir diyaloğa dönüştürüyor.
“Kabuklarımla Bir Meyve miyim Yara mı” sergisi, izleyiciyi bir aynanın karşısına değil, yoğun bir sisin içine bırakıyor. Bu sis, belirsizliğin değil, özle temasın alanı olarak kurgulanıyor. Meyvenin tatlı özüyle yaranın sızısı aynı kökten beslenirken, bedenle doğa, tenle kabuk, içle dış arasındaki sınırlar giderek silikleşiyor. Özbakır’ın renk paleti dünyayı açıklığa kavuşturmak yerine, bakışı derinleştirmeyi öneriyor.
Sergide yüzler bir temsil nesnesi olmaktan çıkarak, zamanın biriktiği bir hafıza yüzeyine dönüşüyor. Her çizgi, geçmişten kalan bir iz gibi tuvalde yerini alıyor. Kabuk, yalnızca koruyan bir katman değil; varoluşun kendi trajedisini saklayan sert bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. Sanatçı, yaranın kabuk bağlamasından çok, o kabuğun altında yatan sert hakikate bakma cesaretini sorguluyor.
Mustafa Özbakır’ın resimleri, yapay bir melankoliye yaslanmadan, izleyiciyi doğrudan duygunun merkezine taşıyor. Yüzler ve bedenler dramatik bir anlatının zirvesinde değil; yaşanmışlığın içinden geçip gelmiş, sessiz ama derin bir ağırlık taşıyor. Bu resim dili, sanat tarihinin portre geleneğiyle doğal bir bağ kurarken, geçmişin ustalarına göndermeler yapan ama kendi sesini koruyan çağdaş bir ifade alanı yaratıyor.
Sergiye özel olarak Cem Adrian tarafından bestelenen “Yara” adlı eser, sergi süresince Kun Art Space’te resimlere eşlik ederek, görsel deneyimi işitsel bir katmanla derinleştiriyor. Müzik, resimlerin taşıdığı duygusal yükü tamamlayan bir atmosfer unsuru olarak mekânın ruhuna nüfuz ediyor.
“Kabuklarımla Bir Meyve miyim Yara mı”, yalnızca izlenen bir sergi değil; izleyenin kendi iç kabuğuyla karşılaştığı, sessiz ama kalıcı bir deneyim sunuyor.