Yunus Emre’nin asırlar öncesinden gelen öğütleri, modern devlet yönetimi için bir rehbere dönüştü. Genç araştırmacı Meryem Ülkü Aygül, tasavvuf dünyasının başyapıtlarından Risâletü’n Nushiyye’yi kamu yönetimi merceğinden inceleyerek literatürde bir ilke imza attı.
Yunus Emre’nin 1307 yılında kaleme aldığı ve Batı Türkçesinin ilk mesnevisi olma özelliğini taşıyan Risâletü’n Nushiyye, bugüne kadar ağırlıklı olarak dilbilim ve din eksenli araştırmalara konu olmuştu. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında yüksek lisans çalışmalarını sürdüren Meryem Ülkü Aygül, eseri bu kez "ideal yönetici" ve "kamu düzeni" kavramları üzerinden yeniden okudu.
Yönetim Sanatında Tasavvufi Bakış
Aygül, çalışmasında Yunus Emre’nin Moğol istilası ve devlet otoritesinin sarsıldığı bir dönemde yazdığı nasihatlerin, bugün dahi geçerliliğini koruyan bir "tenkitçi" vizyon sunduğunu vurguluyor. Araştırmacı, eseri analiz ederken sadece edebi bir metinle değil, aynı zamanda devletin bekası ve vatandaşın güvenliği için somut öneriler sunan bir yönetim kılavuzuyla karşılaştığını belirtiyor.
Kamu düzeninin sağlanması noktasında Yunus Emre’nin oldukça net bir duruş sergilediğini ifade eden Aygül, "İyi bir yöneticinin özellikleri, suça karşı sıfır tolerans ve terörle mücadele gibi güncel başlıkların, eserin sembollerle yüklü derinliğinde karşılık bulduğunu görüyoruz. Yunus, meşru otoriteye başkaldıranlara karşı kararlı bir tutum sergilenmesini öğütlerken, aynı zamanda masumların haklarının korunması gerektiği konusunda da yöneticileri uyarıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Akademik Başarıdan Avrupa Sahnesine
Eskişehirli genç yazarın bu özgün çalışması, kısa sürede akademik dünyanın dikkatini çekti. 17. Uluslararası Akademik Araştırmalar Kongresi’nde (ICAR) sunulan makale, ardından Felemenkçe dilinde yayımlanan "In Yunus’ voetsporen stap voor stap" (Yunus’un İzinden Adım Adım) adlı kitapta da yer alarak Avrupa’daki okurlarla buluştu.
Eskişehir’in yerel tarihine ve afet yönetimi gibi toplumsal meselelere duyduğu vefa borcuyla çalışmalarını sürdüren Aygül, Yunus Emre’nin nasihatlerinin günümüz yönetim anlayışına entegre edilmesinin, köklü Türk devlet geleneğinin geleceğe taşınması açısından kritik bir adım olduğunu savunuyor. Aygül, bu tür çalışmaların sadece geçmişi aydınlatmakla kalmayıp, modern kamu yönetimi disiplinine de zengin bir perspektif kattığını sözlerine ekledi.