Yeni Birlik Gazetesi
Yeni Birlik Gazetesi Kültür Sanat Konya'da 3 bin 500 yıllık Luvice mühür ve altın muska bulundu

Konya'da 3 bin 500 yıllık Luvice mühür ve altın muska bulundu

Konya Türkmen Karahöyük'te yürütülen kazılarda, 3 bin 500 yıllık Luvice hiyeroglif yazılı mühür ile Roma dönemine ait nadir bir altın muska gün yüzüne çıkarıldı.

Konya'nın Çumra ilçesinde yer alan Türkmen Karahöyük'te gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda Anadolu tarihine ışık tutacak önemli bulgulara ulaşıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle yürütülen kazıların üçüncü sezonunda, MÖ 1500-1400 yıllarına tarihlenen hiyeroglif Luvice yazılı taş mühür ile Roma dönemine ait 0,1 milimetre incelikte altın levhadan yapılmış bir muska gün yüzüne çıkarıldı.

 Bilkent, Chicago, New York ve Pavia üniversiteleri ile Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü ve Konya Büyükşehir Belediyesinin desteklediği çalışmalarda 13 ülkeden yaklaşık 60 araştırmacı görev alıyor.

 

Roma Dönemine Ait Altın Muska ve Luvice İdari Mühür

Kazılarda ulaşılan en dikkat çekici eserlerden biri, MS 4. veya 5. yüzyıla tarihlenen Hristiyanlık dönemine ait bir muska oldu. Bakır kutu içerisinde korunan ve 0,1 milimetre inceliğindeki altın levha üzerine İncil'den bir pasaj yazıldığı değerlendirilen muskanın, küçük bir çocuğa ait nazar amaçlı bir takı olduğu belirtildi. Benzer örneklerinin oldukça nadir görüldüğü ve dünyadaki sayılı paralellerinden birinin Almanya'da bulunduğu aktarıldı.

 

Bunun yanı sıra ortaya çıkarılan hiyeroglif Luvice yazılı taş mühürde "Kurunti-ziti" isminin yer aldığı tespit edildi. Bu adın Hitit panteonunda koruyucu tanrı olarak bilinen ve geyik üzerinde betimlenen Kurunta ile bağlantılı olduğu biliniyor. Mühür üzerindeki unvanlar, bölgenin Tunç Çağı'nda önemli bir idari merkez olduğunu kanıtlıyor.

Çok Katmanlı Yerleşim Alanı: Türkmen Karahöyük

Türkmen Karahöyük, Geç Helenistik dönemden başlayarak Demir Çağı, Tunç Çağı ve daha eski katmanlara uzanan yapısıyla Anadolu arkeolojisinde stratejik bir konuma sahip. Höyükte yürütülen yüzey araştırmaları ve kazı çalışmaları, bölgenin sadece lokal bir yerleşim değil, dönemin bölgesel krallıklarıyla doğrudan temas halinde bulunan devasa bir yönetim ve ticaret merkezi olduğunu gösteriyor.

 

Özellikle MÖ 8. yüzyıla tarihlenen ve bölgede daha önce bulunan Hartapu Yazıtı, Türkmen Karahöyük'ün Tabal Krallığı ve Frigya ile ilişkili bağımsız bir krallığın başkenti olabileceğini ortaya koymuştu. Yapılan son mühür ve mimari doku keşifleri, höyüğün bu niteliğini doğrularken, MÖ 2. binyıldan MS geç Roma dönemine kadar kesintisiz bir idari hafızaya ev sahipliği yaptığını belgelemektedir.