Yeni Birlik Gazetesi
Yeni Birlik Gazetesi Kültür Sanat Kuruluşun manevi mimarı 700 yıl sonra yeniden hatırlandı: Şeyh Edebali’nin öğretileri günümüze ışık tutuyor

Kuruluşun manevi mimarı 700 yıl sonra yeniden hatırlandı: Şeyh Edebali’nin öğretileri günümüze ışık tutuyor

yıl dönümünde düzenlenen kapsamlı bir panelle andı. Akademisyenler, büyük mutasavvıfın tarihsel mirasını ve günümüze uzanan öğütlerini masaya yatırdı. Düzce Üniversitesi İstiklal Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen Vefatının 700.

Düzce Üniversitesi, Osmanlı Devleti’nin manevi kurucusu kabul edilen Şeyh Edebali’yi, vefatının 700. yıl dönümünde düzenlenen kapsamlı bir panelle andı. Akademisyenler, büyük mutasavvıfın tarihsel mirasını ve günümüze uzanan öğütlerini masaya yatırdı.

Düzce Üniversitesi İstiklal Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen Vefatının 700. Yılında Şeyh Edebali’yi Anlamak başlıklı etkinlik, yoğun bir katılımla gerçekleşti. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Ertuğrul’un moderatörlüğünde düzenlenen panelde, Şeyh Edebali’nin sadece bir döneme değil, Türk devlet geleneğinin temel taşlarına nasıl yön verdiği disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alındı.

Anadolu’nun dönüşümünde bir kutup yıldızı

Panelin açılışında söz alan Prof. Dr. Ali Ertuğrul, Anadolu’nun İslamlaşma sürecinin tek bir olayla açıklanamayacağını, bunun yüzyıllara yayılan derin bir sosyolojik dönüşüm olduğunu vurguladı. Malazgirt’ten Moğol istilasına kadar uzanan süreçte yaşanan göç dalgalarının Anadolu’nun dokusunu değiştirdiğini belirten Ertuğrul, Şeyh Edebali’nin bu karmaşık dönemde Osmanlı’nın kuruluşuna rehberlik eden en önemli manevi figürlerden biri olduğunun altını çizdi.

13. yüzyılın buhranı ve manevi yükseliş

Öğr. Gör. Dr. Tuğba Aşan, 13. yüzyıl Anadolu’sunun hem siyasi buhranlar hem de tasavvufi bir aydınlanma dönemi olduğunu ifade etti. Moğol baskısıyla Batı Anadolu’ya çekilen ahi teşkilatlarının ve zanaatkârların, bölgenin ekonomik ve sosyal yapısını güçlendirdiğini belirten Aşan, Şeyh Edebali’nin bu toplumsal hareketlilik içindeki birleştirici rolüne dikkat çekti.

Efsaneler ve tarihi gerçeklik dengesi

Osmanlı’nın kuruluş dönemine dair kaynakların sınırlılığına işaret eden Öğr. Gör. Dr. Filiz Tapan, tarihi anlatılarda menkıbelerin rolünü irdeledi. Tapan, Şeyh Edebali’nin tarihi kişiliğinin bu efsanelerle harmanlanarak bir devletin kuruluş felsefesini nasıl beslediğini anlatırken, tarihi verilerin her daim eleştirel bir süzgeçten geçirilmesi gerektiğini hatırlattı.

Kimlik inşasında köklü bir referans

Tarihi kimliğin durağan olmadığını savunan Öğr. Gör. Dr. Aslıhan Haznedaroğlu, Dede Korkut’tan Şeyh Edebali’ye uzanan anlatı zincirinin, Osmanlı kimliğinin inşasında nasıl bir temel oluşturduğunu açıkladı. Haznedaroğlu, bu figürlerin farklı dönemlerde toplumun ortak hafızasını canlı tutan birer referans noktası olduğunu belirtti.

Modern insanın rehberi olarak Edebali

Panelin kapanışında Şeyh Edebali’nin nasihatlerini güncel psikoloji perspektifiyle değerlendiren Öğr. Gör. Dr. Ayşe Ulu, bu öğretilerin sadece tarihi bir metin olmadığını söyledi. Ulu, nasihatlerin sabır, adalet ve hoşgörü temelli yapısıyla, günümüz insanının anlam arayışına ve içsel huzuruna katkı sağlayan birer psikososyal rehber niteliği taşıdığını ifade etti.