Yeni Birlik Gazetesi
Yeni Birlik Gazetesi Kültür Sanat Londra’dan İstanbul’a gotik esinti: 'Hortlak Kızın Hikayesi' dünya prömiyerini yapıyor!

Londra’dan İstanbul’a gotik esinti: 'Hortlak Kızın Hikayesi' dünya prömiyerini yapıyor!

Anadolu’nun kolektif kadın hafızasını gotik ögeler ve kara mizahla harmanlayan Türkiye-İngiltere ortak yapımı "Hortlak Kızın Hikayesi", Londra’daki ön gösteriminin ardından 25 Haziran’da DasDas Açık Sahne’de dünya prömiyerini yapıyor.

MUHABİR: Sema Sezen

Türkiye ve İngiltere tiyatro sahneleri arasında köprü kuran, feminist ve ekolojik perspektiflerden beslenen çağdaş tiyatro yapımı "Hortlak Kızın Hikayesi", dünya prömiyeri için gün sayıyor. Anadolu coğrafyasının köklü kadın hafızasından ilham alan ve gotik anlatıyı kara mizahla harmanlayan oyun, 25 Haziran 2026 tarihinde DasDas Açık Sahne’de ilk kez seyirci karşısına çıkacak. Uluslararası bir yaratıcı iş birliğinin ürünü olan eser, İstanbul prömiyerinden hemen önce, 19 Haziran’da Londra’daki Collective Theatre’da gerçekleştirilecek özel ön gösterimle perdelerini açacak.

Tek perde ve 60 dakikalık kompakt bir süreye sahip olan deneysel yapım, 16 yaş ve üzeri seyircilere hitap ediyor. Yoğun ilgi görmesi beklenen oyun, prömiyer gününde kaçırmak istemeyenler için saat 19.00’da matine ve 21.00’de suare olmak üzere iki özel seansla sahnelenecek.

Kendi Ölümünün Gizemini Arayan Bir "Hortlak": Cazu

Oyun, henüz 17 yaşındayken hayata veda eden Cazu karakterinin, ölümünün ardındaki sır perdesini aralamak için yeryüzüne bir hortlak olarak geri dönmesini konu alıyor. Neden öldüğünü bilmediği için öteki dünyaya kabul edilmeyen genç kız, yaşayanların dünyasında iz sürerken dostluk, ihanet ve sırlarla dolu bir labirentin içine düşüyor. Ancak Cazu’nun bu arayışı, sadece bir dedektiflik hikayesi değil; toplumsal hafızada "cadı", "deli", "cinli" ya da "albastı" gibi yaftalarla dışlanan, susturulan ve "öteki" ilan edilen tüm kadınların kolektif çığlığına dönüşüyor. Derem Çıray’ın güçlü kalemi ve Işık Kaya’nın rejisi, bu karanlık ama şiirsel evreni seyirciyi sorgulamaya iten düşündürücü bir dille sahneye koyuyor.

Sahnede Çok Sesli Bir Disiplinlerarası Deneyim

Londra’daki The Royal Central School of Speech and Drama’da yüksek lisans eğitimini sürdüren genç oyuncu ve performans sanatçısı Iraz Akçam, oyunda tek kişilik dinamik bir fiziksel performans sergiliyor. Ancak sahnedeki bu yalnızlığa, çok sesli bir tasarım eşlik ediyor. Oyundaki diğer karakterler, farklı sanatçıların seslendirmeleriyle oyuna dahil olurken, yapıma özel olarak bestelenen özgün ses tasarımı ve müzikler sahnede hipnotik bir atmosfer yaratıyor. Fiziksel tiyatro ögelerini kara mizahla birleştiren bu çok katmanlı yapı, güncel tiyatronun disiplinlerarası yaklaşımının nitelikli bir örneğini sunuyor.

"Cazu’nun Ölümü Bir Son Değil, Direnişin Başladığı Yer"

Karakterine ve oyunun felsefesine dair heyecanını paylaşan Iraz Akçam, projenin Anadolu kadınlarının yüzyıllardır süregelen sessiz direnişine temas ettiğini belirtiyor. Akçam, rollerine dair şu değerlendirmede bulunuyor:

"Anadolu coğrafyasındaki kadınların susturulup suçlanmalarına, delilikle yaftalanmalarına tanıklık ederken, tüm bu baskıların içinden taşan o dönüştürücü gücü ve sezgileri hissetmek büyüleyiciydi. Cazu’nun hikayesi, yarım kalmış bir nefesin nasıl kolektif bir sese ve direnişe dönüşebileceğini gösteriyor. Onun ölümü bir son değil, aslında yeni bir mücadelenin başladığı yer."

Genç kuşak tiyatro sanatçılarının uluslararası üretimlerini görünür kılan bu özel ortak yapım, güçlü feminist söylemi, yenilikçi sahneleme teknikleri ve evrensel diliyle şimdiden sezonun en dikkat çekici ve ezber bozan işlerinden biri olmaya aday.