Yeni Birlik Gazetesi
Yeni Birlik Gazetesi Kültür Sanat Mutfak sadece karın doyurmaz, hafızayı besler: Gastroetnomüzikolojik yolculuk Nilüfer’de başladı

Mutfak sadece karın doyurmaz, hafızayı besler: Gastroetnomüzikolojik yolculuk Nilüfer’de başladı

Pancar Deposu’nda düzenlenen buluşma, lezzetlerin ardındaki toplumsal belleği gün yüzüne çıkardı. Nilüfer Belediyesi tarafından organize edilen ve Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın moderatörlüğünde gerçekleşen Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar, bu ay araştırmacı Durmuş Durukan ve Zeynep Mısra Türker’i ağırladı.

Nilüfer Belediyesi, yemeğin sosyolojik kodlarını ve göçün mutfak kültürüne bıraktığı izleri masaya yatıran özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Pancar Deposu’nda düzenlenen buluşma, lezzetlerin ardındaki toplumsal belleği gün yüzüne çıkardı.

Nilüfer Belediyesi tarafından organize edilen ve Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın moderatörlüğünde gerçekleşen Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar, bu ay araştırmacı Durmuş Durukan ve Zeynep Mısra Türker’i ağırladı. Belediye Meclis Üyesi Demirhan Aslan’ın da katılım gösterdiği etkinlikte, sofraların sadece fiziksel bir ihtiyaç değil, aynı zamanda kimlik inşasının bir parçası olduğu vurgulandı.

Hamur işinin ekonomik ve toplumsal gücü

Anadolu’nun dört bir yanını dolaşarak hamur işleri üzerine saha araştırmaları yapan Durmuş Durukan, geleneksel lezzetlerin kriz dönemlerindeki kritik rolüne dikkat çekti. Modern gastronomi akımlarının aksine, Kürt böreği gibi köklü lezzetlerin usta-çırak ilişkisiyle ayakta kaldığını belirten Durukan, şu değerlendirmeyi yaptı:

Enflasyonist ortamlarda hamur işleri, halkın mutfağındaki en büyük destekçidir. Kapitalist sistemin sunduğu pahalı gastronomi deneyimlerinin aksine, börek gibi geleneksel ürünler hem bütçe dostudur hem de günü kurtaran bir öğün işlevi görür. Bu lezzetler, değişmeyen yapılarıyla toplumsal bir direnç noktası oluşturuyor.

Sürgünün mutfak kültürüne yansıyan izleri

Çerkez mutfağı üzerine akademik çalışmalar yürüten Zeynep Mısra Türker ise, mutfak alışkanlıklarının ardındaki hüzünlü tarihsel gerçeklere ışık tuttu. 1864 Çerkez Sürgünü’nün beslenme alışkanlıklarını kökten değiştirdiğini ifade eden Türker, Karadeniz’deki acı hatıralar nedeniyle Çerkezlerin balıktan uzak durup et odaklı bir mutfak kültürü geliştirdiğini anlattı.

Haluj yapımının bir mutfak ritüelinden öte, diasporadaki bir halkın anavatanla kurduğu bağ olduğunu vurgulayan Türker, bu tür geleneklerin kimlik aktarımı için hayati bir öneme sahip olduğunu belirtti.

Müzik ve lezzetle harmanlanan gece

Tarih, sosyoloji ve gastronominin iç içe geçtiği etkinlik, katılımcılara sunulan yöresel ikramlarla tam bir şölene dönüştü. Kürt böreği, Paskalya çöreği ve Antakya kahkesinin Fairouz ezgileri ve Leylim Ley gibi klasiklerle buluştuğu gecede, baharın gelişi gelincik şerbetiyle kutlandı. Etkinlik, tomara tavası ikramı ve Çerkez Derneği’nin sergilediği coşkulu performanslarla noktalandı.