Usta oyuncular Okan Bayülgen ve Celal Kadri Kınoğlu’nun başrollerini paylaştığı "Devlerin Savaşı", Küçükçekmece’de tiyatroseverlere unutulmaz bir akşam yaşattı.
Küçükçekmece Belediyesi Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi (SKSM), tiyatro dünyasının önemli yapımlarından birine ev sahipliği yaptı. Amerikalı yazar Peter Danish’in kaleminden çıkan ve sanat dünyasının iki efsanevi orkestra şefinin kıyasıya mücadelesini konu alan "Devlerin Savaşı", izleyicilerden tam not aldı. Okan Bayülgen, Celal Kadri Kınoğlu ve Nihal Usanmaz’ın performanslarıyla hayat bulan oyun, Küçükçekmecelilerin yoğun ilgisiyle kapalı gişe sahnelendi.
Sahne sonrası seyirciyle buluşan ekip, düzenlenen söyleşide oyunun perde arkasını ve sanatın toplumsal etkilerini izleyicilerle paylaştı. Oyunu izleyen Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, sanatçılara teşekkür ederek çiçek takdiminde bulundu.
Yerel yönetimlerin kültür-sanat yatırımlarının önemine vurgu yapan Okan Bayülgen, "İstanbul’un farklı noktalarında sahne alırken bilet satışlarını düşünürken, burada tüm biletlerin tükendiğini görmek harika. Belediyelerin sanatı sahiplenmesini çok kıymetli buluyorum ve bu tür organizasyonlarda yer almayı bir görev addediyorum" dedi.
Tiyatro seyircisindeki artışa dikkat çeken Bayülgen, Türkiye’de tiyatro izleyicisinin 2 milyondan 8 milyona çıktığını belirterek, "Pandemi sonrası dijitalleşme ile tiyatronun biteceği düşünülüyordu ancak tam tersi oldu. Gençlerin sanata olan ilgisi, Avrupa’daki yaşlı seyirci profilinden ayrışarak ülkemizi bu alanda çok daha dinamik bir noktaya taşıdı" ifadelerini kullandı.
Nitelikli yapımların gerekliliği
Oyunun bir diğer başrol oyuncusu Celal Kadri Kınoğlu ise günümüzdeki içerik bolluğuna dikkat çekerek, nitelikli sanatın önemine vurgu yaptı. Kınoğlu, "İnsanların zevklerini geliştirmeyecek, zekalarını beslemeyecek pek çok yapım varken, bizler her zaman en iyisini sunmak zorundayız. SKSM gibi değerli bir sahnede, bu seviyede bir seyirciyle buluşmak bizim için büyük bir motivasyon kaynağı oldu" şeklinde konuştu.
Oyun, Bernstein ve Karajan gibi iki dev ismin üzerinden Avrupa ve Amerika arasındaki kültürel, siyasi ve sanatsal çatışmaları sahneye taşıyarak izleyiciyi hem düşündürdü hem de keyifli bir yolculuğa çıkardı.