Zehriban Emül, çocukluk yıllarında annesinin yanında başladığı geleneksel halı dokumacılığını, bugün bir yaşam biçimi olarak sürdürüyor. Kadim Türk düğümü tekniğiyle ilmek ilmek işlediği eserleri, nesilden nesile aktarılacak birer miras olarak dokuyor.
Kültürel mirasın korunması adına 30 yıl boyunca halk eğitim merkezlerinde yüzlerce öğrenci yetiştiren 51 yaşındaki Zehriban Emül, son yıllarda tüm mesaisini kendi tezgahına ayırıyor. İlkokul yıllarında annesinin yanında oyunla başlayan bu serüven, zamanla onun için bir tutkuya dönüştü. Emül, ilk yıllarda kirkit sesinin rüyalarına kadar girdiğini belirterek, bu mesleğin kendisi için sadece bir zanaat değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı olduğunu vurguluyor.
Zamanla değerlenen antika eserler
Yağcı Bedir halılarının en önemli özelliğinin kullanıldıkça değer kazanması olduğunu ifade eden usta dokumacı, ürettiği her bir parçanın geleceğe bırakılan kıymetli birer hatıra olduğunu belirtiyor. Emül, "Bizim dokuduğumuz halılar eskidikçe güzelleşir, torunlara miras kalacak birer antika esere dönüşür" sözleriyle mesleğinin kalıcılığına dikkat çekiyor.
Genç kuşaklara dokuma çağrısı
Geleneksel sanatın ayakta kalabilmesi için gençlerin bu alana yönlendirilmesinin şart olduğunu savunan Emül, okullarda el dokumacılığının tanıtılması gerektiğini ifade ediyor. Çocukların haftada bir saat bile olsa tezgah başına geçmesinin ruhsal gelişimlerine katkı sağlayacağına inanan usta isim, "Kirkit sesinin bir müzik gibi yeni nesillerin kulağında çınlamasını, bu kadim zanaatın aydınlık yarınlara taşınmasını istiyorum" diyerek gençleri tezgaha davet ediyor.