Kurtuluş Savaşı’nın lojistik kalbi olan tarihi İstiklal Yolu’nda, ataların emanetine sahip çıkmak için bir araya gelen yüzlerce vatandaş, zorlu parkurun ikinci etabını tamamlamak üzere yola koyuldu.
Türkiye’nin tek İstiklal Madalyası ile onurlandırılan İnebolu’dan başlayan ve Kastamonu il merkezine kadar uzanan 95 kilometrelik tarihi güzergah, bu yıl da anlamlı bir yürüyüşe ev sahipliği yapıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kastamonu Valiliği’nin öncülüğünde düzenlenen "Atatürk ve İstiklal Yolu Yürüyüşü", katılımcıların 995 rakımlı Çuha Doruğu’nda geçirdikleri kamp gecesinin ardından sabahın ilk ışıklarıyla yeniden başladı.
Zorlu coğrafyada adım adım vefa
Yürüyüşün ikinci gününde 24 kilometrelik bir mesafeyi geride bırakmayı hedefleyen kafile, rotaları üzerindeki Küre ilçesinde bulunan Ayrancı Yaylası’nda mola verecek. Bölge kültürünün bir parçası olan Ecevit Çorbası ile enerji depolayacak olan yürüyüşçüler, gün sonunda Ecevit Hanı’ndaki kamp alanına ulaşarak tarihi atmosferi yerinde soluyacaklar.
Geçmişin izlerini bugüne taşıyorlar
Yurdun dört bir yanından gelerek bu kutsal rotada buluşan katılımcılar, yaşadıkları deneyimi "bir vefa borcu" olarak nitelendiriyor. Zonguldak’tan gelen Hamdi Kemal, ataların çektiği çileleri anlamak için bu yolu yürümenin şart olduğunu vurgularken, Kayseri’den katılan Kürşat Özdoğan ise vatanın kolay kazanılmadığını genç nesillere aktarmanın önemine dikkat çekti.
İstanbul’dan gelen dağcı grubu adına konuşan Mahmut Turan Alp, Şerife Bacı’nın geçtiği yollarda bulunmanın kendileri için büyük bir gurur olduğunu ifade etti. İnebolu Huzurevi sakinlerinden İbrahim Uzun ise azmiyle gençlere örnek olurken, emekli öğretmen Hasan İlyasoğlu da her yıl tekrarladığı bu yürüyüşü, atalara duyulan minnetin bir nişanesi olarak gördüğünü belirtti.
Tarihi rotada duygusal anlar
Yürüyüş boyunca katılımcılar, sadece fiziksel bir efor sarf etmiyor; aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nın zorlu şartlarını, cephane taşıyan kağnıların sesini ve o dönemin ruhunu iliklerine kadar hissediyor. Organizasyon, hem bir doğa yürüyüşü hem de milli bilinci tazeleyen bir tarih yolculuğu olma özelliği taşıyor.