Yeni Birlik Gazetesi
Yeni Birlik Gazetesi Kültür Sanat Tahran’da zamanı durduran müze: Her tuşunda bir tarih saklı!

Tahran’da zamanı durduran müze: Her tuşunda bir tarih saklı!

İran’ın başkenti Tahran’da yer alan Orta Doğu’nun ilk daktilo müzesi, yüzyıllık yazım teknolojilerinden sıra dışı sanat projelerine kadar uzanan koleksiyonuyla ziyaretçilerine adeta bir zaman tüneli deneyimi sunuyor.

Gelişen teknolojiyle birlikte dijital klavyelerin gölgesinde kalan ve günümüzde birer antika öğesine dönüşen daktilolar, İran’ın başkenti Tahran’da hayat bulmaya devam ediyor. Kentin işlek noktalarından İranşehr Caddesi üzerinde yer alan ve Orta Doğu’nun ilk daktilo müzesi olma unvanını taşıyan mekan, yazının mekanikleşme serüvenini gözler önüne seriyor. Ziyaretçilerini dijital dünyanın karmaşasından uzaklaştırıp nostaljik bir yolculuğa çıkaran müze, tarihe yön veren onlarca eşsiz parçaya ev sahipliği yapıyor.

İlk Nesil Modellerden Kültürel Mirasa

2001 yılında koleksiyoner Ferşad Kemalhani’nin girişimleriyle kurulan müzede, kol sistemiyle çalışan ilk nesil indeksli daktiloların yanı sıra son dönem tuşlu ve klavyeli modeller de sergileniyor. Müzenin en büyük özelliklerinden biri ise sergilenen cihazların neredeyse tamamının hala çalışır durumda olması.

Zengin koleksiyonda yalnızca daktilolar değil; eski hesap makineleri, mekanik kalemtıraşlar, telgraflar, petrolle çalışan ilk fotoğraf makineleri ve askeri iletişim araçları gibi dönemin teknolojisine ışık tutan pek çok antika ürün de yer alıyor. Müze Müdürü Erguvan Mahcub, bu nesnelerin sadece birer eşya olmadığını, insanlığın ortak hafızasını temsil ettiğini vurguluyor.

Hurda Parçalar "Daktilo Takıları" ile Hayat Buldu

Müze, sadece geçmişi sergilemekle kalmıyor, aynı zamanda geri dönüşüm ve sanatı bir araya getiren özgün projelere de imza atıyor. Zamanla işlevini yitirmiş, 100 yıldan yaşlı daktiloların parçaları, "Daktilo Takıları" adı verilen özel bir projeyle yeniden hayat buldu. Gümüş takı tasarımcılarının daktilo tuşlarını kullanarak ürettiği tamamen el emeği ve tek adet olan aksesuarlar, açılan özel bir sergiyle sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Dünyanın En Nadir Parçası: 1936 Model Nota Daktilosu

Müzenin şüphesiz en göz alıcı ve nadide parçalarından biri, 1936 yılında sınırlı sayıda üretilen nota yazma daktilosu. Dünyada eşine az rastlanan bu özel makine, müzik tarihi ile mekanik teknolojinin kesişim noktasını oluşturması açısından küresel bir önem taşıyor. Müze müdürü Mahcub, bu özel parçanın müzenin en çok ilgi gören noktalarından biri olduğunu belirtiyor.

Savaşın Gölgesinde Bir Huzur Sığınağı

Yakın dönemde yaşanan bölgesel çatışmalara ve zorlu günlere rağmen kapılarını ziyaretçilerine hiç kapatmayan müze, adeta bir huzur vahası görevi üstleniyor. Yaşanan zorlu süreçlerde dahi sakin atmosferini koruyan müze, duygusal anlara da sahne olmuş. Mahcub, saldırıların sürdüğü dönemde 4 aylık bebekleriyle müzeye sığınan bir ailenin hikayesini şu sözlerle aktarıyor:

"Müzenin o sakin ve huzurlu ortamında bebek saatlerce deliksiz uyudu. O an çektiğim fotoğraf, 'Savaşta Müzeler' temalı uluslararası yarışmada ödüle layık görüldü. Burası insanlar için sadece bir sergi alanı değil, ruhsal bir sığınak."

"Her Vuruşta Bu Toprağın Sesi Var"

Haftada 4 gün, 16.00 ile 20.00 saatleri arasında kapılarını ücretsiz olarak ziyaretçilerine açan müze, geleceğe köprü olmayı hedefliyor. Koleksiyonculuğun sadece nesne biriktirmek olmadığını, toplumsal hafızayı kurtarmak olduğunu söyleyen Erguvan Mahcub, müzeyi şu anlamlı sözlerle özetliyor:

"Biz burada sadece demir yığınlarını saklamıyoruz. Her tuş vuruşuyla bu toprağın tarihini, düşüncesini ve kültürünü yazan parmakların sesini muhafaza ediyoruz. Her daktilo, insanların yaşadığı çağların sessiz bir tanığıdır."