Dünya bilim tarihinin akışını değiştiren, Doğu ile Batı arasında köprü kurarak İslam medeniyetinin teknolojik ve bilimsel mirasını gün yüzüne çıkaran Prof. Dr. Fuat Sezgin, vefatının 8. yılında saygı ve özlemle yad ediliyor. 94 yıllık ömrüne sığdırdığı devasa eserler, kurduğu müzeler ve yetiştirdiği öğrencilerle ardında silinmez bir iz bırakan Sezgin, sadece Türkiye'nin değil, tüm insanlığın ortak hafızasına büyük bir katkı sundu.
Şarkiyat Enstitüsünden Bilim Dünyasının Zirvesine
24 Ekim 1924'te Bitlis'te dünyaya gelen Fuat Sezgin, ilk ve orta öğrenimini Doğu Anadolu'da tamamladıktan sonra rotasını İstanbul'a çevirdi. Hayatının dönüm noktalarından biri, İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Araştırmaları Enstitüsünde dünyaca ünlü Alman şarkiyatçı Helmut Ritter ile tanışması oldu. Ritter’in derin bilgisi ve yönlendirmesiyle İslam bilim tarihine merak salan Sezgin, bu alandaki ilk ciddi adımlarını attı. 1951 yılında Arap Dili ve Edebiyatı üzerine doktorasını tamamlayan genç araştırmacı, akademik basamakları hızla tırmanarak 1954 yılında doçentlik unvanını aldı.
Hadis Tarihinde Ezber Bozan Doktora Tezi
Fuat Sezgin’i bilim dünyasında öne çıkaran en önemli erken dönem çalışması, "Buhari'nin Kaynakları" üzerine yaptığı araştırma oldu. İslam kültür dünyasında çok önemli bir yere sahip olan hadis bilgini Buhari'nin, bilinen genel kanının aksine sözlü değil, yazılı kaynaklara dayandığını kanıtladı. 1956 yılında yayımlanan bu tezi, İslam ilimleri alanında ezber bozan ve akademik çevrelerde uzun süre yankı uyandıran bir devrim niteliğindeydi.

Darbe Sürgünü ve Frankfurt Yılları
Türkiye'de 1960 yılında gerçekleşen askeri darbe, Sezgin’in hayatında zorunlu bir dönüm noktası yarattı. Darbe yönetiminin üniversitelerden ihraç ettiği 147 akademisyenin yer aldığı listede adı bulunan Sezgin, akademik çalışmalarına devam edebilmek amacıyla ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı.
Almanya'daki Frankfurt Üniversitesi bünyesinde çalışmalarına devam eden Sezgin, burada Cabir ibn Hayyan üzerine yazdığı ikinci doktora teziyle 1966 yılında profesör oldu. Aynı yıl kendisi gibi şarkiyatçı olan hayat arkadaşı Ursula Sezgin ile evlendi ve bu evlilikten 1970 yılında kızları Hilal dünyaya geldi.
27 Dil Bilen Bir Bilim Çınarının Başyapıtı
Prof. Dr. Fuat Sezgin, araştırmalarını derinleştirebilmek amacıyla Süryanice, İbranice, Latince, Arapça ve Almanca başta olmak üzere tam 27 dili mükemmel derecede öğrendi. Bu dil yetkinliği, ona tarihin orijinal kaynaklarına doğrudan ulaşma imkanı tanıdı.
İnsanlık tarihinin en kapsamlı çalışmalarından biri kabul edilen "Arap-İslam Bilim Tarihi" (GAS) adlı dev eserinin ilk cildini 1967 yılında tamamladı. Ömrünün son anına kadar yazmaya devam ettiği ve 17 cildini literatüre kazandırdığı bu anıtsal çalışmanın 18. cildini tamamlamaya ise ömrü vefa etmedi.
Yaşayan Miras: Müzeler ve Uluslararası Ödüller
Fuat Sezgin’in vizyonu sadece kitap sayfalarında kalmadı. İslam dünyasının astronomiden tıbba, coğrafyadan mekaniğe kadar insanlığa kazandırdığı icatları somutlaştırmak isteyen Sezgin, İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nin kurulmasına öncülük etti. Bu değerli yapıyı desteklemek amacıyla 2010 yılında kendi adına bir vakıf, 2013 yılında ise Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi çatısı altında bir enstitü kuruldu.
Yaşamı boyunca Kahire, Şam, Rabat ve Bağdat gibi önemli Arap dili akademilerinin yanı sıra Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) şeref üyeliğine seçilen Sezgin, çok sayıda uluslararası ödüle layık görüldü. Kendisine Almanya Birinci Derece Federal Hizmet Madalyası, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Satat Büyük Ödülü ve birçok üniversiteden fahri doktora unvanı takdim edildi.
30 Haziran 2018'de aramızdan ayrılan ve geride devasa bir entelektüel miras bırakan Prof. Dr. Fuat Sezgin'in anısını yaşatmak adına, Türkiye'de 2019 yılı "Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı" olarak ilan edilmişti. Unutulmaz bilim insanı, ortaya koyduğu eserlerle dünya bilim tarihine ışık tutmaya devam ediyor.