Bursa’nın fethinin 700. yılı kutlamaları kapsamında düzenlenen panelde, Osmanlı’nın kuruluş döneminde kadınların kent mimarisi ve toplumsal yaşam üzerindeki dönüştürücü gücü, akademisyenlerin çarpıcı tezleriyle yeniden yorumlandı.
Nilüfer Belediyesi, kente ismini veren Nilüfer Hatun’un mirasını ve erken dönem Osmanlı kadınlarının toplumsal hayattaki izlerini süren kapsamlı bir panele ev sahipliği yaptı. Nazım Hikmet Kültürevi’nde gerçekleşen ve yoğun ilgi gören etkinlik, Osmanlı tarihine dair yerleşik kabulleri sorgulayan akademik tartışmalara sahne oldu.
Sosyal belediyeciliğin tarihsel kökleri
Etkinliğin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Günce Çelik, Nilüfer Hatun’un yalnızca bir valide sultan figürüyle sınırlanamayacağını vurguladı. Çelik, "Nilüfer Hatun, inşa ettirdiği yapılarla kentin sosyal dokusunu ilmek ilmek örmüş, Türk kadınının kurucu iradesini temsil etmiştir. Bugün yürüttüğümüz sosyal belediyecilik anlayışının temelinde, o dönemde vakıflar aracılığıyla eğitim ve sağlığa verilen destekler yatmaktadır" ifadelerini kullandı. Moderatör Prof. Dr. Selen Durak ise kadınların erken Osmanlı döneminde pasif birer kullanıcı değil, kentlerin fiziksel gelişiminde karar verici birer özne olduklarına dikkat çekti.
Kuruluş dönemi kroniklerine eleştirel bakış
Panelin akademik oturumlarında, Osmanlı tarih yazımındaki geleneksel anlatılar uzman isimler tarafından mercek altına alındı. Prof. Dr. Feridun Emecen, kuruluş dönemi kroniklerinin eleştirel bir süzgeçten geçirilmesi gerektiğini belirterek, Nilüfer Hatun’un kökenine dair ezber bozan veriler sundu. Emecen, Nilüfer Hatun’un Yarhisar Tekfuru’nun kızı olduğu yönündeki yaygın kanının zayıf olduğunu, Süleyman Paşa’nın annesinin ise Efendize Hatun olabileceğini savundu.
Araştırmacı-yazar Raif Kaplanoğlu ise Osmanlı kroniklerinin olaylardan sekiz nesil sonra kaleme alındığına işaret ederek, bilgilerin tahrir defterleri ve saha araştırmalarıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Kaplanoğlu, Nilüfer isminin kökenini Bursa Ovası’ndaki nilüfer çiçeklerine dayandırarak, bölge isminin tarihsel hafızadaki yerini farklı bir boyuta taşıdı.
Kent kimliği ve diplomatik evlilikler
Prof. Dr. Fikret Yılmaz, Nilüfer çayının çevresinde gelişen kervan meydanları ve "nilüfer odunu" geleneği üzerinden kentsel kimliğin önemine vurgu yaparken, Doç. Dr. Nilgün Elam ise Bizans-Osmanlı ilişkilerinde evlilik ittifaklarını analiz etti. Elam, Orhan Gazi’nin Bizans prensesi olan tek eşinin Theodora olduğunu hatırlatarak, Nilüfer Hatun’un kökeni hakkındaki tartışmalara diplomatik belgeler ışığında yeni bir perspektif getirdi.
Soru-cevap bölümüyle sona eren panel, tarih meraklılarına Osmanlı’nın kuruluş yıllarındaki kadın figürünü, mitlerden arındırılmış bir akademik çerçevede tanıma fırsatı sundu.