Ekranların dinamik, yetenekli ve duru yüzlerinden biri olan Ahsen Eroğlu, MAG dergisinin temmuz sayısının kapak konuğu oldu. "Özgür, Yaratıcı, Samimi" başlığı altında gerçekleştirilen bu özel röportajda ünlü oyuncu; kariyer yolculuğundan sanata bakış açısına, oyunculukta sezgilerin belirleyici rolünden kişisel dönüşüm süreçlerine kadar pek çok konuda içten açıklamalarda bulundu. Yer aldığı her projede kendinden bir şeyler taşıdığını ifade eden Eroğlu, canlandırdığı karakterlerle kurduğu bağın yaratım sürecinin en değerli parçası olduğunu vurguladı.
Resim tutkusu oyunculuk sürecini besliyor
Kariyerinde "İstanbullu Gelin" gibi önemli projelerin ardından, geniş kitleler tarafından sevilmesini sağlayan "Menajerimi Ara" dizisindeki Dicle karakteriyle büyük bir kırılma yaşayan Ahsen Eroğlu, bu yapımın kendisi için bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Röportajda sadece oyunculuğuna değil, görsel sanatlarla olan güçlü bağına da değinen başarılı oyuncu, resim yapmanın kendisi için tamamen özgür bir üretim alanı sunduğunu ifade etti. Resim sanatıyla kurduğu bu yakın ilişkinin oyunculuk sürecine farklı bir bakış açısı kazandırdığını söyleyen Eroğlu, sanatın farklı disiplinleri arasındaki bu etkileşimin yaratıcılığını besleyen en önemli unsurlardan biri olduğunu aktardı.
Sinema salonlarından dijital platformlara uzanan başarı
Sinema yolculuğunda "Başlangıçlar" ve "Do Not Disturb" gibi projelerin kendisinde çok ayrı bir yere sahip olduğunu belirten Eroğlu, bağımsız sinema ve dijital platform deneyimlerinin oyunculuk tarzına farklı dinamikler kazandırdığını ekledi. Tiyatro sahnesinde ise "Bulaşıkçılar" oyunundaki performansıyla adından söz ettiren oyuncu, sahne üstünde her temsilin yeni bir keşif süreci olduğunu ve ekip içindeki güven duygusunun doğrudan performansa yansıdığını dile getirdi.
Türkiye'de sinema ve dizi sektörü, özellikle dijital platform yatırımlarının artmasıyla birlikte küresel ölçekte büyük bir ekonomik büyüme hacmine ulaştı. Uluslararası pazar araştırmalarından elde edilen verilere göre, Türkiye'nin dizi ve film ihracatı yıllık 1 milyar dolar barajını aşarak ülkemizi dünyada Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin ardından en çok içerik ihraç eden ilk üç ülkeden biri konumuna getirdi. Ahsen Eroğlu gibi hem geleneksel televizyon projelerinde hem de bağımsız ve dijital sinemada boy gösteren çok yönlü aktörlerin performansı, Türk yapımlarının uluslararası alandaki rekabet gücünü artırırken, yerel hikayelerin evrensel bir dille dünyaya taşınmasına da doğrudan katkı sağlıyor.