90’lı ve 2000’li yıllara damga vuran, podyumdan ekrana uzanan yolculuğuyla “mankenlikten oyunculuğa geçen karizmatik jön” ekolünün en güçlü temsilcilerinden biri olmuştu. “Böyle mi Olacaktı” dizisindeki Murat karakteriyle hafızalara kazınan Atilla Saral, yıllarca süren yoğun şehir temposunu bir anda geride bıraktı. İstanbul’un bitmeyen koşturmacası, setlerin yorucu düzeni ve magazinin ışıltılı ama tüketici tarafı… Saral, bütün bu tabloya “dur” diyerek hayatının yönünü değiştirdi. Şimdi ise herkesin merak ettiği soru aynı: Atilla Saral şimdi nerede yaşıyor ve Assos Kaz Dağları’ndaki evi nasıl bir hayatın kapısını aralıyor?
Atilla Saral şehir hayatını neden terk etti, İstanbul’dan kaçış kararı nasıl alındı?
Atilla Saral’ın şehir hayatını terk etme kararı, bir “kaçış”tan çok planlı bir dönüşüm olarak anlatılıyor. İstanbul’un yorucu temposu, kalabalık, trafik ve bitmeyen gündem; yıllarca setlerde geçen uzun çalışma saatleriyle birleşince Saral için sürdürülemez bir hâl aldı. Gösterişli davetler, kırmızı halılar ve magazin gündemi ise dışarıdan parlak görünse de içeriden bakıldığında sürekli tüketen bir döngü yaratıyordu.
Saral, bu döngüyü kırmak için radikal bir adım attı. Şehirdeki düzenini geride bırakarak daha sade, daha sakin ve doğayla iç içe bir yaşamı seçti. Bu tercih, sadece bir adres değişikliği değil; yaşamın merkezini yeniden kurma kararı olarak öne çıktı.
Atilla Saral şimdi nerede yaşıyor, Assos Kaz Dağları’na nasıl yerleşti?
Atilla Saral’ın yeni hayatının adresi, Çanakkale’nin en özel coğrafyalarından biri olarak gösterilen Assos ile Kaz Dağları’nın buluştuğu bölge. Doğanın içinde, oksijen seviyesiyle bilinen bu hatta yerleşen Saral, şehirden uzaklaştıkça kendine daha “gerçek” bir hayat kurduğunu vurgulayan isimler arasında.
İstanbul’dan ayrıldıktan sonra ilk etapta daha mütevazı bir başlangıç yaptığı, bir süre konteyner yaşamıyla sade bir düzene adım attığı aktarılıyor. Ardından aradığı kalıcı huzuru Çanakkale tarafında bulduğu ve Assos Kaz Dağları hattında kendi yaşam alanını oluşturduğu belirtiliyor. Bu bölge, hem denize yakınlığı hem de dağ ikliminin dinginliğiyle doğa içinde yaşam kurmak isteyenlerin son yıllarda en çok yöneldiği rotalar arasında.
Assos Kaz Dağları’ndaki Atilla Saral evi nasıl, şehirden uzak yaşam düzeni neye benziyor?
Atilla Saral’ın Assos Kaz Dağları’ndaki evi için öne çıkan detay “gösterişten uzaklık” oluyor. Saral’ın kameralardan uzak, sade bir düzen kurduğu; doğaya uyumlu bir yaşam alanı oluşturduğu dile getiriliyor. Burada kurduğu düzen, klasik anlamda “kırsal romantizm”ten ibaret değil. Günlük hayatın içinde emek var, üretim var ve doğanın ritmine göre şekillenen bir tempo var.
Sabahları set ışıkları yerine gün ışığı, senaryo ezberi yerine toprağın kokusu… Saral’ın yeni yaşamı, şehirdeki hızlı tüketim düzeninden tamamen farklı bir akış sunuyor. Kendi alanında bağ-bahçe işleriyle ilgilendiği, doğayla birebir temas kurduğu ve günlük yaşamını sade tercihler üzerine kurduğu ifade ediliyor. Bu tablo, onu takip edenlerin “gerçek zenginlik aslında buymuş” yorumunu yapmasına neden olan en güçlü detaylardan biri.
Atilla Saral doğayla iç içe hayatında ne yapıyor, bağ bahçe işleriyle gerçekten uğraşıyor mu?
Saral’ın doğayla iç içe hayatı, sadece “köye taşındı” cümlesiyle özetlenmiyor. Aktarılanlara göre Saral, kendi düzenini kurduğu evinde günlük işlerin büyük bölümünü bizzat üstleniyor. Bahçe işleri, doğa mesaisi ve üretim odaklı bir rutin, yeni hayatının temelini oluşturuyor.
Bu nedenle onun hikâyesi, yalnızca şehirden uzaklaşma değil; aynı zamanda sadeleşme ve yeniden denge kurma hikâyesi olarak görülüyor. Kırmızı halılardan traktör tepesine uzanan benzetmelerin yapılması da bu dönüşümün sembolü hâline gelmiş durumda.
“Böyle mi Olacaktı”nın Murat’ı Atilla Saral kaç yaşında, 90’ların jönü nasıl hatırlanıyor?
“Böyle mi Olacaktı” dizisindeki Murat karakteriyle özellikle 90’lı yıllarda geniş bir hayran kitlesi edinen Atilla Saral, 1963 doğumlu olarak biliniyor. Hem podyumlarda hem ekranlarda dikkat çeken karizmasıyla, dönemin en popüler “jön” isimlerinden biri olarak anıldı.
Saral’ın bugün gündeme gelmesinin nedeni ise yeni bir proje ya da ekran dönüşünden çok, hayat tercihi. Kalabalığın ortasında parlamayı değil, sessizliğin içinde kendini yeniden kurmayı seçmesi; onu uzun yıllar sonra bile merak edilen bir isim hâline getiriyor.