Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden Fatma Girik’in vasiyetnamesinin iptali istemiyle açılan dava sonuçlandı. Bodrum 6. Asliye Hukuk Mahkemesi, vasiyetin hukuken geçerli olduğuna hükmederek davayı reddetti. Süreçte belirleyici olan İstanbul Adli Tıp Kurumu raporunda ise Girik’in 26 Ekim 2018 tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğu tespit edildi. Karar, kamuoyunda uzun süredir tartışılan “miras krizi” iddialarına da son noktayı koydu.
Fatma Girik’in Vasiyetnamesi İptal Edildi mi? Bodrum 6. Asliye Hukuk Mahkemesi Neden Ret Kararı Verdi?
Fatma Girik’in kardeşi Günay Girik tarafından açılan “vasiyetnamenin iptali” davası, Bodrum 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Davacı taraf, sanatçının vasiyetnameyi düzenlediği dönemde akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürdü.
Mahkeme sürecinde, vasiyetin düzenlendiği tarihte Girik’in hukuki ehliyete sahip olup olmadığı temel tartışma konusu oldu. 11 Şubat’ta görülen 12. duruşmada mahkeme kararını açıkladı ve davanın reddine hükmetti. Böylece Fatma Girik’in vasiyetnamesinin geçerli olduğu yargı kararıyla kesinleşmiş oldu.
Mahkeme kararında, dosyaya giren Adli Tıp raporunun dikkate alındığı öğrenildi.
Adli Tıp 26 Ekim 2018 Tarihi İçin Ne Rapor Verdi? Fiil Ehliyeti Var mıydı?
Dava kapsamında Fatma Girik’in vasiyet tarihi olan 26 Ekim 2018’deki akıl sağlığının belirlenmesi amacıyla dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda hazırlanan rapor, davanın seyrini belirledi.
Raporda, “Fatma Girik’in vasiyet tarihi olan 26 Ekim 2018’de fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulü uygun bulunmuştur” ifadelerine yer verildi. Ayrıca kararın oy birliğiyle alındığı belirtildi. Bu tespit, vasiyetnamenin hukuki geçerliliğini destekleyen en önemli unsur olarak dosyaya girdi.
Adli Tıp’ın değerlendirmesi doğrultusunda mahkeme, sanatçının iradesinin geçerli olduğu kanaatine vardı.
Fatma Girik Vasiyetinde Mirasını Kime Bıraktı? Fatma Ahu Turanlı ve Müyesser Girik Detayı
Fatma Girik, 2018 yılında hazırladığı vasiyetnamesinde mirasını yeğeni Fatma Ahu Turanlı ile kız kardeşi Müyesser Girik arasında eşit şekilde paylaştırdı. Bunun yanı sıra vasiyetinde farklı kişilere de belirli oranlarda maddi pay ayırdığı ortaya çıktı.
Sanatçı, kardeşi Günay Girik’in iki çocuğu, koruyucu ailesi olduğu Ahu Aşkar ve evinde çalışan yardımcıları dahil olmak üzere toplam beş kişiye de çeşitli miktarlarda maddi hak tanıdı. Bu detaylar, vasiyetin kapsamlı ve planlı şekilde hazırlandığını gösterdi.
24 Ocak 2022’de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Girik, vasiyeti doğrultusunda Muğla’nın Bodrum ilçesinde, hayat arkadaşı Memduh Ün’ün yanına defnedilmişti.
“Akıl Sağlığı Yerinde Değildi” İddiası Neden Reddedildi?
Davayı açan Günay Girik, ablasının vasiyetnameyi düzenlediği sırada akıl sağlığının yerinde olmadığını iddia etmişti. Ancak Adli Tıp Kurumu’nun raporu ve mahkemenin değerlendirmesi bu iddiayı desteklemedi.
Mahkemenin ret kararı, sanatçının vasiyetinin özgür iradesiyle hazırlandığı yönündeki kanaati güçlendirdi. Böylece kamuoyunda sıkça dile getirilen “miras krizi” söylemleri hukuki zeminde karşılık bulmadı.
Avukatlardan Açıklama: “İddiaların Mesnetsiz Olduğu Tescillenmiştir”
Kararın ardından Fatma Ahu Turanlı ve Müyesser Girik’in avukatları Sabit Emekdar ve Eylem Pektaş yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, sürecin bir miras kavgası değil, merhume Fatma Girik’in iradesine saygı meselesi olduğu vurgulandı.
Avukatlar, “Mahkemenin kararı, merhume Fatma Girik’in özgür iradesinin hukuken teyididir. ‘Akıl sağlığı yerinde değildi’ iddiası aziz hatırasını lekeleme girişimidir ve bu iddiaların mesnetsiz olduğu tescillenmiştir” ifadelerini kullandı.
Açıklamada ayrıca medyada yer alan “miras krizi” başlıklı haberlerin gerçeği yansıtmadığı belirtilerek, asılsız iddialarla ilgili yasal hakların saklı tutulduğu bildirildi.
Fatma Girik’in Vasiyet Davası Sonrası Süreç Nasıl İlerleyecek?
Mahkemenin verdiği ret kararıyla birlikte Fatma Girik’in 26 Ekim 2018 tarihli vasiyetnamesi hukuken geçerli sayıldı. Böylece miras paylaşımı, sanatçının belirlediği esaslar doğrultusunda yürütülecek.
Karar, Yeşilçam’ın efsane isminin iradesinin yargı tarafından da teyit edilmesi anlamına geliyor. Uzun süredir kamuoyunun gündeminde olan dava, mahkeme hükmüyle netlik kazanmış oldu.