Hollywood’un yükselen yıldızlarından Margaret Qualley, 14 Şubat Sevgililer Günü’ne özel verdiği röportajda hem pozları hem de itiraflarıyla sosyal medyayı salladı. Vanity Fair dergisine özel açıklamalarda bulunan 31 yaşındaki oyuncu, yıllardır kullandığı ismin sahne adı olduğunu, aslında gerçek adının Sarah Margaret Qualley olduğunu ilk kez kamuoyuyla paylaştı.
Güzelliğiyle dikkat çeken pozları kadar bu kişisel açıklaması da kısa sürede gündem oldu.
“Adımı Geri Almak İstiyorum”
Ünlü müzisyen Paul Qualley ile ikonik oyuncu Andie MacDowell’ın kızı olan Margaret, yıllardır sinema dünyasında annesinin izinden yürürken kendi kimliğini de adım adım inşa etmişti. Ancak gerçek adının Sarah olduğunu açıklaması, hayranları ve medya için sürpriz oldu.
Daha önce i-D dergisine verdiği röportajda bu konuyu kısaca değinen Qualley, 16 yaşındayken bir model ajansının onu iki isim arasında seçim yapmaya zorladığını, "Sarah" yerine Margaret’i tercih ettiğini, ancak yıllar geçtikçe gerçek adına geri dönme isteğinin arttığını ifade etmişti.
“Sektörde bu kadar ilerledikten sonra adını değiştiren biri olmak istemedim ama içten içe hep özledim” diyen başarılı oyuncu, zamanla daha kişisel bir duruş kazanmak istediğini de sözlerine ekledi.

Sevgililer Günü Pozları Sosyal Medyayı Salladı
Vanity Fair’e verdiği romantik ve zarif konseptli fotoğraflar, Sevgililer Günü’nün en çok konuşulan çekimleri arasında yer aldı. Şık tasarımların yer aldığı fotoğraflarda Qualley, yalnızca stil ve zarafetini değil, aynı zamanda kamera karşısındaki güçlü duruşunu da ortaya koydu.
Pozlar kısa sürede sosyal medyada viral olurken, “Sarah Margaret Qualley” adı da X (eski adıyla Twitter) ve Instagram’da trend listelerine girdi. Hayranları, “Gerçek ismi bile bir film karakteri gibi” yorumları yaptı.
Kendi Yolunu Çizen Bir Yıldız
Margaret Qualley, hem bağımsız sinemadaki dikkat çekici rolleriyle hem de moda dünyasındaki varlığıyla sektörde kendi adını kazıyan bir isim oldu. Genç yaşına rağmen yer aldığı yapımlarla eleştirmenlerin beğenisini toplayan oyuncu, şimdi ise ismini sahiplenme kararıyla da dikkat çekiyor.
Hollywood’da genellikle kariyerin erken dönemlerinde alınan bu tarz kararların, başarı sonrası değiştirilmesinin zorlukları bilinse de, Qualley'nin bu cesur çıkışı “kendini bulma ve ifade etme” sürecinin bir parçası olarak görülüyor.