Arabesk fantezi müziğinin güçlü yorumcularından Güllü, gerçek adıyla Gül Tut, 52 yaşında evinin balkonundan düşerek hayatını kaybetti. Ani vefatı, sanat dünyasında ve hayranları arasında büyük üzüntü yaratırken, Güllü’nün yaşam öyküsü ve kökeni de yeniden gündeme geldi. Özellikle uzun yıllardır merak edilen “Güllü Roman mı?” sorusu, sanatçının ardından en çok araştırılan başlıklar arasında yer aldı.
Güllü kimdir, nerede doğdu?
Güllü, 15 Ekim 1973 tarihinde İstanbul’un Kasımpaşa semtinde dünyaya geldi. Doğup büyüdüğü bu semt, onun hayatında ve sanatında önemli bir yere sahip oldu. Bu nedenle müzik dünyasında uzun yıllar “Kasımpaşalı Güllü” lakabıyla anıldı.
Çocukluk yıllarını İstanbul’un hareketli ve kültürel açıdan zengin bir bölgesinde geçiren Güllü, küçük yaşlardan itibaren müziğe ilgi duydu. Henüz gençlik döneminde sahneyle tanışması, onun hayatının yönünü belirleyen en önemli adımlardan biri oldu.
Güllü Roman mı, kökeni nedir?
Merak edilen soruya net bir yanıt bulunuyor: Güllü Roman kökenlidir. Roman asıllı olan sanatçı, hem yaşam tarzında hem de müzik anlayışında bu kültürün izlerini taşımıştır. Roman kültürünün müzikle iç içe yapısı, Güllü’nün sahne performanslarında ve repertuvarında da açıkça hissedilmiştir.
Toplumda zaman zaman “Çingene” ifadesiyle anılan Roman kimliği, Güllü’nün müziğinde bir ayrım unsuru değil, aksine sanatsal bir zenginlik olarak yer bulmuştur. Sanatçı, kökenini hiçbir zaman gizlememiş, Roman kültürünü müziğinin doğal bir parçası olarak yansıtmıştır.
Roman kültürünün Güllü’nün müziğine yansıması
Güllü’nün şarkılarında Roman ezgileri, arabesk fantezi tınıları ve duygusal yorumlar ön plana çıkıyordu. Coşkulu ritimler ile derin acıları bir araya getiren tarzı, onu benzerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri oldu.
Sahne performanslarında Roman kültürünün enerjik ve özgür ruhunu yansıtan Güllü, güçlü sesiyle bu mirası daha geniş kitlelere ulaştırdı. Bu yönüyle yalnızca bir şarkıcı değil, aynı zamanda kültürel bir temsilci olarak da görüldü.
Güllü’nün sanat hayatı nasıl başladı?
Güllü, müzik hayatına oldukça erken yaşta adım attı. Henüz 15 yaşındayken düğün salonlarında ve küçük organizasyonlarda şarkı söylemeye başladı. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle eğitim hayatını yarıda bırakmak zorunda kaldı ancak müziğe olan tutkusu onu sahnelerden koparmadı.
1990’lı yıllarda çıkardığı albümlerle geniş bir hayran kitlesine ulaşan Güllü, kısa sürede arabesk fantezi müziğin sevilen isimlerinden biri haline geldi. Şarkılarında yaşanmışlıkları, acıları ve umudu bir arada sunması, dinleyiciyle güçlü bir bağ kurmasını sağladı.
Özel hayatı ve yaşadığı zorluklar
Güllü’nün hayatı, başarılarla olduğu kadar zorluklarla da şekillendi. 2000 yılında boşanmasının ardından müzik kariyerine yeniden ağırlık veren sanatçı, sahnelere dönüşüyle adeta ikinci bir çıkış yakaladı.
2008 yılında Yakacık’ta alkol koması nedeniyle hastaneye kaldırılması, hayatındaki en zor dönemlerden biri olarak hafızalara kazındı. Bu süreçten sonra sağlık sorunları ve kişisel mücadelelerle karşı karşıya kalan Güllü, tüm zorluklara rağmen müzikten kopmadı.
Güllü’nün vefatı ve ardından kalan miras
52 yaşında hayatını kaybeden Güllü’nün vefatı, sanat camiasında derin bir üzüntü yarattı. Sevenleri, onun güçlü sesi, sahnedeki duruşu ve Roman kültürünü yansıtan samimi tarzıyla hatırlanacağını ifade etti.
Güllü, yalnızca söylediği şarkılarla değil, kökenini sahiplenişi, yaşadığı zorluklara rağmen ayakta kalışı ve müziğe olan bağlılığıyla da iz bıraktı. Roman kimliğini gururla taşıyan sanatçı, bu kültürü Türkiye’nin dört bir yanına ulaştıran önemli isimlerden biri olarak anılmaya devam edecek.
Güllü Roman mı sorusunun yanıtı bugün net olsa da, onun ardında bıraktığı müzik ve kültürel miras, uzun yıllar boyunca hafızalarda yaşamayı sürdürecek.