İstanbul
Az bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Yeni Birlik Gazetesi Magazin Hulusi Kentmen aslen nereli, asıl mesleği ne, askeri rütbesi neydi, çocukluğu nerede geçti?

Hulusi Kentmen aslen nereli, asıl mesleği ne, askeri rütbesi neydi, çocukluğu nerede geçti?

Hulusi Kentmen kimdir ve asıl mesleği nedir? Yeşilçam'ın tonton dedesi Hulusi Kentmen'in deniz astsubaylığı geçmişi, hayat hikayesi ve Türk sinemasının efsane isimlerine dair merak edilen tüm detaylar haberimizde.

Türk sinemasının pamuk kalpli tonton dedesi Hulusi Kentmen, ekranlardaki otoriter ama babacan tavrıyla milyonların sevgisini kazandı. Peki, Yeşilçam'ın unutulmaz ismi Hulusi Kentmen aslında ne iş yapıyordu ve sanat dünyasına nasıl adım attı? İşte denizaltıların derinliklerinden setlerin ışıklarına uzanan, içinde disiplin ve sanat aşkı barındıran o ilham verici yaşam öyküsü.

Hulusi Kentmen nereli ve çocukluğu nerede geçti?

Yeşilçam denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Hulusi Kentmen, 1911 yılında bugün Bulgaristan sınırları içerisinde kalan Tırnovo şehrinde dünyaya gözlerini açtı. Henüz küçük bir çocukken ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç eden Kentmen’in karakterini şekillendiren asıl yer ise İzmit Körfezi oldu. Denizle iç içe büyüyen genç Hulusi, o yıllarda sanatın büyüsüne kapılsa da hayat onu önce vatan hizmetine, disiplin dolu bir mesleğe yönlendirdi.

Hulusi Kentmen'in asıl mesleği neydi ve askeri geçmişi nasıl?

Birçok sinemasever onu zengin fabrikator ya da sert komiser rolleriyle tanısa da Kentmen'in gerçek hayatındaki otoritesinin kaynağı Deniz Astsubay Okulu’na dayanıyordu. Profesyonel bir asker olarak yetişen sanatçı, Türk Deniz Kuvvetleri bünyesinde deniz astsubayı olarak görev yaptı. Sadece bir bahriyeli değil, aynı zamanda denizaltı hizmetinde bulunan bir askerdi. Sinema dünyasındaki o meşhur vakur duruşu ve disiplini, aslında yıllarca gururla taşıdığı askeri üniformasından tevarüs etmiş bir mirastı.

Sanat hayatı nasıl başladı ve denizaltıdan sahneye nasıl geçti?

Hulusi Kentmen’in sanatla buluşma hikayesi adeta bir film senaryosunu andırır. Gündüzleri askeri nizam içerisinde vatan görevini icra eden Kentmen, bir gün tesadüf eseri izlediği bir tiyatro provasıyla hayatının rotasını değiştirdi. Akşamları gizli gizli sahnelerin tozunu yutmaya başlayan sanatçı, denizaltıdaki ağır görevleri ile setlerdeki rollerini uzun süre bir arada yürüttü. 1942 yılında "Sürtük" filmiyle sinemaya resmen merhaba diyen usta oyuncu, asıl büyük çıkışını 1946 yapımı "Senede Bir Gün" ile gerçekleştirerek Yeşilçam'ın vazgeçilmez simalarından biri oldu.

Yeşilçam’ın diğer efsanevi sanatçılarının hayat hikayeleri

Türk sinemasının altın çağında Hulusi Kentmen yalnız değildi. O dönemde yetişen İzzet Günay, Cüneyt Arkın ve Gülşen Bubikoğlu gibi dev isimler, sadece oyunculuklarıyla değil, sanata olan tutkulu yaklaşımlarıyla da bir döneme damga vurdu. Her bir sanatçının hayat hikayesi, Türk toplumunun kültürel yapısını ve fedakarlık üzerine kurulu sanat anlayışını temsil eder. Kentmen’in 500’e yakın filmle kırdığı rekor, diğer efsanelerin de katkısıyla Türk sinemasını bugünlere taşıyan en sağlam temel taşlarından birini oluşturdu.

Kentmen’in Türk sinemasındaki yeri ve mirası nedir?

Hulusi Kentmen, sadece bir oyuncu değil, Türk toplumunun "güven" sembolü haline gelmiş bir figürdür. Sert bakışlarının ardındaki merhameti, disiplinli duruşu ve denizcilik geçmişinden gelen beyefendiliği ile her yaştan izleyicinin gönlünde taht kurdu. Bugün bile onun filmleri izlendiğinde hissedilen o babacan duygu, sanatçının gerçek hayattaki samimiyetinin ve asker kökenli disiplininin bir yansımasıdır. Türk sinemasının efsaneleri, bıraktıkları bu devasa mirasla yeni nesil oyunculara ve sinemacılara ışık tutmaya devam etmektedir.