Türk müziğinin en tanınmış isimlerinden İbrahim Tatlıses ile oğlu Ahmet Tatlıses arasındaki anlaşmazlık uzun süredir gündemde yer alıyor. Baba ile oğul arasında yaşanan tartışmalar, zaman zaman karşılıklı açıklamalarla kamuoyuna yansıyor.
İbrahim Tatlıses daha önce yaptığı bir açıklamada oğlu Ahmet Tatlıses’e miras bırakmayacağını duyurmuştu. Bu sözler, aile içinde yeni bir tartışmanın başlamasına neden olmuştu.
Ahmet Tatlıses ise bu açıklamalara farklı bir yorum getirerek babasının sağlık durumunun iyi olmadığını ve bu nedenle böyle konuştuğunu ileri sürmüştü. Bu iddia da aile içinde yeni polemiklerin doğmasına yol açmıştı.
Aile fertleri arasında yaşanan bu tartışmaların yıllar içinde farklı olaylarla sık sık gündeme gelmesi, Tatlıses ailesindeki krizin kalıcı hale geldiği yorumlarına neden oluyor.
Mert Tatlıses’ten İbrahim Tatlıses Hakkında “Tetikçi” İddiası
Tartışmaya son olarak İbrahim Tatlıses’in torunu Mert Tatlıses dahil oldu. Habertürk’e konuşan Mert Tatlıses, dedesi hakkında oldukça sert ifadeler kullandı.
Mert Tatlıses açıklamasında, dedesi İbrahim Tatlıses’in babası Ahmet Tatlıses için tetikçi tuttuğunu öne sürdü.
“Babamı vurdurmak için tetikçi tuttuğunu biliyorum. Bunu kendisi de babama söyledi. Ses kayıtları var.”
Bu sözler kısa sürede sosyal medyada geniş yankı buldu. İddialar henüz doğrulanmış değil ancak açıklamalar, aile içindeki gerginliğin ne kadar derin olduğunu yeniden gözler önüne serdi.
“Kendilerini Acındırıyorlar” Diyerek İdo Tatlıses’i de Eleştirdi
Mert Tatlıses’in açıklamaları yalnızca dedesiyle sınırlı kalmadı. Tatlıses ailesinin bir diğer üyesi olan İdo Tatlıses hakkında da dikkat çeken sözler kullandı.
Torun Tatlıses, aile içinde yaşanan bazı olayların kamuoyuna farklı şekilde yansıtıldığını savundu.
“Kendilerini acındırıyorlar. Senaryo hep aynı. İbrahim Tatlıses iki senede bir ‘dolandırıldım’ diyor. İki sene sonra da asistanı Tuğçe Hanım tarafından dolandırıldığını iddia edecek.”
Bu ifadeler, Tatlıses ailesindeki iç çekişmenin yalnızca baba–oğul arasında değil, farklı aile bireyleri arasında da sürdüğünü gösteriyor.
Mert Tatlıses ile İbrahim Tatlıses Arasındaki Ev Davası Nedir?
Tatlıses ailesinde daha önce bir daire nedeniyle açılan dava da gündeme gelmişti. İbrahim Tatlıses, kendisine ait bir evin rızası dışında kullanıldığı gerekçesiyle torunu Mert Tatlıses’e dava açmıştı.
Mahkeme sürecinin ardından davanın İbrahim Tatlıses lehine sonuçlandığı biliniyor. Ancak Mert Tatlıses, söz konusu evin kendisine düğün hediyesi olarak verildiğini savunuyor.
Mert Tatlıses bu konuda şu ifadeleri kullandı:
“Evi bana hediye etti. Hatta ‘Tapusunu gelinimizin adına al’ dedi. Ben gerek yok dedim. Mal peşinde olsam başkaları gibi hemen tapuyu alırdım.”
Torun Tatlıses ayrıca babasının kendisine dava açmasının ardından farklı yaptırımlar uygulamaya çalıştığını da öne sürdü.
Dilan Çıtak’ın “İlaçları Verilmiyor” Açıklaması Aile Tartışmasını Büyütmüştü
Tatlıses ailesindeki gerilim yalnızca Ahmet Tatlıses ile sınırlı kalmadı. Ünlü sanatçının kızı Dilan Çıtak da daha önce babasının sağlık durumu hakkında dikkat çeken açıklamalar yapmıştı.
Çıtak, İbrahim Tatlıses’in ilaçlarının düzenli verilmediğini düşündüğünü belirterek şu ifadeleri kullanmıştı:
“İlaçlarının verilmediğine inanıyorum ve yanındayken bunun şahitliğini yaptım. Etrafındaki kişiler Tatlıses’in sağlığıyla ilgilenmiyor, amaçları tamamen maddi çıkar.”
Bu sözler de aile içinde yeni bir tartışma başlatmış ve Tatlıses ailesindeki gerilimin kamuoyu önünde daha görünür hale gelmesine neden olmuştu.
Tatlıses Ailesinde Vesayet Davası ve Bodrum’daki Kumanda Olayı
Geçmişte yaşanan bazı hukuki süreçler de aile içi krizlerin büyümesine yol açmıştı.
Ahmet Tatlıses, babasının akıl sağlığıyla ilgili şüpheler olduğunu ileri sürerek vesayet davası açmıştı. Öte yandan İbrahim Tatlıses ise oğlunun bilgisi olmadan Manisa’daki bazı evlerin satıldığı iddialarını gündeme getirmişti.
Aile içinde gündem olan bir diğer olay ise Bodrum’daki kahvaltı tartışması olmuştu. Dilan Çıtak ile İbrahim Tatlıses arasında yaşanan tartışma sırasında Çıtak’ın babasına televizyon kumandası fırlattığı öne sürülmüştü.
Olayın ardından kumandanın “silah” kapsamında değerlendirilmesiyle başlatılan soruşturma kamu davasına dönüşmüş ve süreç yargıya taşınmıştı.