Türkiye’de sendikal mücadele denildiğinde son yıllarda adı en çok anılan isimlerden biri olan DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, özellikle güvencesiz işçilerin hak arayışında ön saflarda yer alıyor. Çocuk yaşta çalışma hayatına atılan Acar, bugün depo, liman ve tersane işçilerinin sesi konumunda. Sahadaki duruşu, kadın emeğine verdiği önem ve örgütlü mücadele vurgusuyla sendikal alanda dikkat çekiyor. Peki, DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar kimdir, kaç yaşında ve emek mücadelesi nasıl şekillendi?
DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar kimdir, kaç yaşındadır?
Neslihan Acar, 40 yaşındadır ve DGD-SEN (Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası) Genel Başkanlığı görevini sürdürmektedir. Türkiye’de sendikal mücadelenin sahadan gelen isimlerinden biri olan Acar, emek hareketine çok genç yaşlarda dahil oldu. İşçi kimliğini hiçbir zaman geride bırakmayan Acar, sendikal yöneticiliği masa başı bir görev olarak değil, doğrudan işçilerin yanında yürütülen bir mücadele alanı olarak tanımlıyor.
Neslihan Acar’ın çocuk yaşta başlayan emek mücadelesi
Neslihan Acar’ın emek mücadelesi, 10 yaşında tekstil atölyelerinde çalışmaya başlamasıyla şekillendi. Çocuk işçiliğin ağır koşullarını bizzat deneyimlemesi, onun ilerleyen yıllarda benimsediği sendikal çizginin temelini oluşturdu. Uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve güvencesiz koşullar, Acar’ın emek mücadelesine bakışını belirleyen en önemli deneyimler arasında yer aldı.
Bu süreç, Acar’ın yalnızca bireysel bir hak arayışı değil, kolektif bir mücadelenin parçası olma fikrini erken yaşta benimsemesini sağladı.
Umut-Sen ile tanışması ve sendikal hayata girişi
Neslihan Acar’ın örgütlü mücadeleyle tanışması 18 yaşında Umut-Sen ile oldu. Bu dönem, onun sendikal alandaki ilk aktif adımlarını attığı süreç olarak öne çıkıyor. Kadın emeği, güvencesiz çalışma, düşük ücret politikaları ve işçi sağlığı gibi konularda sahada aktif rol alan Acar, kısa sürede örgütlenme çalışmalarının önemli isimlerinden biri haline geldi.
Özellikle depo işçileriyle kurduğu güçlü bağ ve birebir temas, Acar’ın sendikal mücadelesini teoriden çıkarıp pratiğe dayalı bir çizgiye taşıdı.
Migros depo eylemleriyle kamuoyunda tanınması
DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, son yıllarda özellikle Migros depo işçileri ile yürütülen hak arama mücadelesi sırasında geniş kitlelerin dikkatini çekti. Depo işçilerinin çalışma koşulları, ücret adaletsizliği ve sendikal baskılara karşı yürütülen eylemlerde Acar, yalnızca bir sendika yöneticisi olarak değil, direniş alanlarında işçilerle omuz omuza duran bir isim olarak öne çıktı.
Direniş çadırlarında, basın açıklamalarında ve sahadaki eylemlerde aktif olarak yer alması, onun liderlik anlayışının en belirgin özelliklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
DGD-SEN’de Neslihan Acar’ın rolü ve sendikal öncelikleri
Neslihan Acar’ın genel başkanlığını yürüttüğü DGD-SEN, depo, liman, tersane ve deniz işçileri arasında örgütlenmeyi hedefleyen bir sendika olarak faaliyet gösteriyor. Acar’ın yönetiminde sendikanın öncelikleri şu başlıklarda yoğunlaşıyor:
Güvencesiz ve taşeron çalışmaya karşı mücadele
Düşük ücret politikalarına karşı örgütlü eylemler
Sendikal hak ve özgürlüklerin savunulması
Direniş alanlarında süreklilik ve görünürlük
Medya ve kamuoyu desteğinin güçlendirilmesi
Acar, her fırsatta örgütlenmenin işçi hakları mücadelesindeki belirleyici rolüne dikkat çekiyor.
Kadın emeği ve Neslihan Acar’ın sendikal yaklaşımı
Neslihan Acar, kadın emeğinin sendikal yapılarda daha görünür olması gerektiğini savunan bir çizgi izliyor. Erkek egemen sendikal anlayışın değişmesi gerektiğini vurgulayan Acar, kadın işçilerin karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasını savunuyor.
Bu yaklaşım, özellikle kadın depo işçileri arasında güçlü bir karşılık buluyor. Kadınların sendikal mücadelede pasif değil, aktif özne olması gerektiğini savunan Acar, bu yönüyle emek hareketinde ilham veren isimler arasında gösteriliyor.
Emek mücadelesinde Neslihan Acar’ın etkisi
Sahadan gelen bir sendikacı olarak DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, yalnızca bir yönetici değil, aynı zamanda direnişin simge isimlerinden biri olarak görülüyor. İşçilerle kurduğu doğrudan bağ, sendikal mücadelenin toplumsal karşılığını güçlendirirken, kadın emeği ve güvencesiz çalışma konularındaki ısrarcı duruşu sendikal alanda önemli bir etki yaratıyor.