Uzman Psikolog ve yazar Gökhan Çınar’ın özgün psikolojik oyun formatı "FÜG", bu hafta usta oyuncu Sumru Yavrucuk’u ağırladı. Programın alışılmışın dışındaki kurgusunda Yavrucuk, tüm kimliğini ve hafızasını yitirmiş bir halde, kendini Moğolistan’ın uzak bir göçebe köyünde "şifacı Nara" olarak buldu. Sesler, ritüeller ve doğayla kurduğu bağ üzerinden insanlara dokunan Yavrucuk, bu kurgusal evrende hem kendi kişisel travmalarıyla hem de toplumsal kırılmalarla yüzleşti.
Programın en sarsıcı anları, Yavrucuk’un gerçek yaşamındaki en büyük acısını paylaştığı dakikalarda yaşandı. Londra’da bulunduğu sırada bir mesajla abisinin vefat haberini aldığını anlatan ünlü oyuncu, "Abim dünyanın en iyi insanıydı. O mesaj geldiğinde dünyam yıkıldı. Hâlâ ailece tek kanadımız kırık yaşıyoruz," sözleriyle yaşadığı kaybın derinliğini ifade etti. Çocukluğuna ve ailesine duyduğu özlemi dile getiren Yavrucuk, annesinin şiirler okuduğu, babasının şarkılar söylediği sahil gün batımlarını hayatının en güvenli alanı olarak tanımladı.
Koruma ve şifa temalı bir yolculuk
Kurgusal Moğol köyünde "Nara" ismiyle şifacı kimliğine bürünen Yavrucuk, ailesinden ayrı düşmüş 9 yaşındaki bir erkek çocuğunu koruması altına alarak "koruma, annelik ve güven" temalarını işledi. Köyde karşılaştığı; oyuncu olma hayali kuran bir genç kızdan, bağımlılıkla mücadele eden bir adama kadar pek çok karakterle kurduğu diyaloglar dikkat çekti. "Şifa verdiğimizde aslında kendimiz de şifalanıyoruz" diyen oyuncu, programın finalinde hafızasının geri gelmesiyle gerçek kimliğine geri döndü.
Psikolojide "Füg" durumu ve yaratıcı drama
Programa ismini veren "Dissosiyatif Füg", psikoloji literatüründe bireyin geçmişini unutarak evinden aniden uzaklaşması ve yeni bir kimlik benimsemesiyle karakterize edilen nadir bir amnezi türüdür. Klinik çalışmalara göre bu durum, genellikle ağır bir stres veya travma sonrası zihnin kendini koruma mekanizması olarak ortaya çıkar. 2026 yılı itibarıyla sanat terapisinde ve psikolojik programlarda sıkça kullanılan "kurgusal daldırma" teknikleri, bireyin bastırılmış anılarına güvenli bir oyun alanında ulaşmasını sağlamaktadır. Sumru Yavrucuk’un bu metaforik yolculuğu, dramanın şifa verici gücü ile klinik psikolojinin derinliğini birleştirerek izleyiciye "bilgi kazanımı" sağlayan bir empati alanı sundu.
Yavrucuk, programın sonunda yaşadığı deneyimi, çocukluğuna verdiği sözü hiç unutmadığını vurgulayarak ve "Neşeyle hayatı hafifletmeyi öğrendim" diyerek özetledi. Usta oyuncunun bu içsel yolculuğu, hem kariyerindeki oyunculuk gücünü hem de insani derinliğini bir kez daha gözler önüne serdi.