Şoray, roman uyarlaması olan filmde yer alan köyün yanma sahnesinin izleyiciye etkili bir şekilde aktarılmasını istediklerini söyledi. Filmde köyün gerçekten yanıp yanmadığı konusunda belirsizlik olduğunu ifade eden Şoray, bunun üzerine köy sokaklarına lastikler koyarak yaktıklarını belirtti. Şoray, “Köy yanıyor gibi görünmesi için lastikler yakıp uzaktan çekim yaptık. Ama köylüler, köyün yanmaya başladığını fark edince itfaiyeye haber verdiler. Bu, beklenmedik bir karmaşaya yol açtı” dedi.
Sahnenin Gerçekçiliği İçin Sıra Dışı Bir Yöntem
Köyün sokaklarında lastikler yakıldığında, sahnenin gerçekçiliği izleyiciyi etkilemek için önemliydi. Şoray, bu sıradışı yöntemin filmdeki atmosferi oluşturmak adına başarılı bir çözüm sunduğunu söyledi. Ancak, bu gerçekçi sahnenin ardından köylülerin büyük bir paniğe kapıldığını ve durumu çözmek için itfaiyeye başvurduklarını belirtti. Şoray, “Sahneyi çok iyi çekmek istedik, ama köylüler olayı gerçek sanıp paniğe kapıldılar” ifadelerini kullandı.
Köylülerle İçli Dışlı Olmuşlardı
Film çekimlerinin bir ayında köyde kalan Türkan Şoray, köylülerle içli dışlı olmuştu. Çekimler bittiğinde ise köylüler tarafından geleneksel bir şekilde davul zurna ile uğurlanması, Şoray’ı şaşkına çevirdi. Usta oyuncu, bu durum karşısında sinirlendiğini ve “Film bitti, biz gidiyoruz ama davul zurna geldi. O kadar bozuldum ki” dedi.