Türk yeraltı dünyasının en tartışmalı isimlerinden biri olarak gösterilen Yaşar Avni Musullulu, yıllar boyunca hem Türkiye’de hem de uluslararası arenada adından söz ettirdi. Sarı Avni, Atilla ve Türk Escobar lakaplarıyla tanınan Musullulu, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı suçlamalarıyla gündeme geldi. Interpol tarafından aranması, Sicilya mafyası bağlantıları ve küresel soruşturmalarda adının geçmesi, onu organize suç tarihinin en dikkat çeken figürlerinden biri haline getirdi.
Yaşar Avni Musullulu kimdir? Sarı Avni ve Türk Escobar lakaplarının hikâyesi
1942 yılında Rize’nin Çayeli ilçesinde dünyaya gelen Yaşar Avni Musullulu’nun asıl soyadı Karadurmuş’tu. 1980’li yıllardan önce soyadını değiştirdiği bilinen Musullulu, gençlik yıllarından itibaren kaçakçılık faaliyetleriyle anılmaya başladı.
Kamuoyunda en çok Sarı Avni ve Atilla lakaplarıyla bilinen isim, uluslararası basında ise “Türk Escobar” benzetmesiyle yer aldı. Bu lakap, özellikle küresel uyuşturucu ticaretindeki etkisine ilişkin iddialar sonrası yaygınlaştı. Hakkındaki dosyalar ve bağlantılar, onu yalnızca Türkiye’de değil Avrupa ve Amerika’da da konuşulan bir figür haline getirdi.
Uyuşturucu ve silah kaçakçısı olarak hangi suçlarla anıldı?
Yaşar Avni Musullulu, 1970’li ve 1980’li yıllarda uyuşturucu ve silah kaçakçısı olarak adını duyurdu. İddialara göre Türkiye’ye 5 bin 414 adet tabanca ve 4,3 milyondan fazla mermi sokmakla suçlandı. Bunun yanı sıra 2 ton esrar ve 500 kilogram eroini yurtdışına kaçırdığı öne sürüldü.
Bu suçlamalar nedeniyle Interpol tarafından Kırmızı Bülten ile arandığı ve ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi raporlarında dünyanın önde gelen eroin kaçakçıları arasında gösterildiği ifade edildi. 1980 darbesi öncesi dönemde yaşanan bazı siyasi şiddet olaylarıyla bağlantılı olduğu iddiaları da gündeme geldi. Söz konusu iddialar yargı ve kamuoyu nezdinde uzun süre tartışıldı.
Musullulu, kendi anlatımına göre 1970 yılında Sofya’da Abuzer Uğurlu ile tanıştı. Bulgaristan bağlantılı Kintex şirketi üzerinden silah temini sağlandığı iddiaları gündeme taşındı. Sonraki süreçte Hasan Conkara ve Mustafa Kalafat’ın da dahil olduğu bir yapılanmayla deniz yoluyla silah ve mühimmat kaçakçılığı yapıldığı ileri sürüldü.
Sicilya mafyası ve Pizza Connection soruşturması
1983 yılında Türkiye’den ayrılan Yaşar Avni Musullulu’nun yaklaşık on yıl boyunca yurtdışında yaşadığı biliniyor. İsviçre ve İspanya’da lüks malikanelerde kaldığı iddiaları basına yansıdı. Bu dönemde uluslararası suç şebekeleriyle temas kurduğu öne sürüldü.
En dikkat çeken başlıklardan biri Sicilya mafyası ile kurduğu iddia edilen ilişki oldu. Morfin tedariki ve eroin ticareti üzerinden İtalyan mafyasıyla bağlantı sağladığı ileri sürüldü. Amerikan ve Sicilya mafyası arasındaki küresel uyuşturucu ağını ortaya çıkaran “Pizza Connection” soruşturmasında adının geçtiği kaydedildi.
Ayrıca Bulgar mafyasıyla ittifak kurarak sınır ötesi faaliyet gösteren bir eroin laboratuvarı yapılanmasında rol aldığı iddia edildi. İran-Kontra skandalında ve Papa II. John Paul’e yönelik suikast girişiminde kullanılan silahların tedarik zincirinde isminin geçtiği de öne sürüldü. Bu iddialar, Musullulu’nun yalnızca bir uyuşturucu ve silah kaçakçısı değil, uluslararası ölçekte etkili bir aktör olduğu yönündeki tartışmaları güçlendirdi.
Türkiye’ye dönüşü, tutuklanması ve hapis süreci
1990’lı yılların başında Türkiye’ye dönen Musullulu’nun, Rıza Ekşioğlu adına düzenlenmiş sahte kimlikle Balıkesir Altınoluk’a yerleştiği belirtildi. Çevresine astım hastası olduğunu ve İstanbul’da bir perde fabrikasına sahip bulunduğunu söylediği aktarıldı.
Kasım 1998’de düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Operasyon sırasında kendisine “Oyun bitti. Biz polisiz. Seni almaya geldik.” denildiği basına yansıdı. Yargılama sürecinde uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarını reddeden Musullulu, yalnızca sigara kaçakçılığı yaptığını savundu.
5 Mayıs 1999’da esrar kaçakçılığı suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. 6 Mayıs 2002’de yürürlüğe giren şartlı tahliye düzenlemesi kapsamında cezaevinden çıktı.
Ölümü ve ardından kalan tartışmalar
Cezaevinden tahliye edildikten sonra gözlerden uzak bir yaşam sürdüğü belirtilen Yaşar Avni Musullulu, sağlık sorunlarıyla mücadele etti. Prostat kanseri nedeniyle tedavi gördüğü İstanbul Gayrettepe Metropolitan Hastanesi’nde 2 Mayıs 2015’te, 73 yaşında hayatını kaybetti.
Poyraz Yeni Mezarlığı’na defnedilen Sarı Avni, yeraltı dünyasında Atilla kod adıyla anılmaya devam etti. Türk Escobar benzetmesiyle hafızalara kazınan Musullulu, organize suç tarihinin en gizemli isimlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Hakkındaki uluslararası operasyonlar, Sicilya mafyası bağlantıları ve uyuşturucu ile silah kaçakçılığı suçlamaları ise aradan geçen yıllara rağmen kamuoyunda merak uyandırmayı sürdürüyor.