İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Yeni Birlik Gazetesi Magazin Yılmaz Zafer’in son arzusu ve Perihan Savaş’ın dinmeyen sızısı: 'Allah’ım oğlumu göreyim, sonra canımı al!'

Yılmaz Zafer’in son arzusu ve Perihan Savaş’ın dinmeyen sızısı: 'Allah’ım oğlumu göreyim, sonra canımı al!'

Yeşilçam’ın zarafet timsali Perihan Savaş’ın hayatı, dışarıdan bakıldığında bir başarı öyküsü gibi görünse de, perde arkasında büyük travmalar ve çaresizlikler barındırıyor. Henüz çocuk yaşta özgürlük umuduyla attığı o imzanın nasıl bir kapana dönüştüğü, babasının intihar eşiğine gelişi ve hayat arkadaşı Yılmaz Zafer’in son nefesindeki yürek yakan veda... İşte usta oyuncunun bilinmeyen, sarsıcı yaşam mücadelesi!

Perihan Savaş, Türk sinemasının en duru ve asil yüzlerinden biri olarak tanınsa da, onun asıl savaşı henüz 13 yaşındayken başladı. Bir çocuk oyunculuğundan kadın oyunculuğuna geçiş sürecinde, "özgür kalmak" ve kendi ayakları üzerinde durmak hayaliyle attığı o imza, aslında hayatının en büyük hapishanesinin kapılarını araladı. O dönemde attığı bu yanlış adım, zamanla hayatının en büyük sınavına ve içinden çıkılamaz bir aile dramına dönüştü.

Bir Babanın Çaresizliği: "Canıma Kıyarım" Feryadı

Savaş’ın yaşadığı bu çıkmaz, sadece kendisini değil ailesini de derinden sarstı. Özellikle babasının, kızının içine düştüğü duruma ve yaşadığı zorluklara karşı hissettiği çaresizlik had safhaya ulaştı. Evlat acısı ve çaresizliğin birleştiği o karanlık günlerde baba Savaş, "Canıma kıyarım" diyerek yaşadığı travmanın boyutunu gözler önüne serdi. Yeşilçam’ın parıltılı ışıkları altında saklanan bu aile dramı, usta oyuncunun karakterini ve dik duruşunu şekillendiren en sert kırılma noktası oldu.

Yılmaz Zafer’in Son Duası: "Oğlumu Göreyim, Canımı Öyle Al"

Perihan Savaş’ın hayatındaki en büyük aşk ve en büyük acı kuşkusuz Yılmaz Zafer’di. Zafer’in geçirdiği ağır rahatsızlık ve vefat süreci, Türk sanat dünyasının en hüzünlü hikâyelerinden biri olarak hafızalara kazındı. Savaş, eşinin son anlarını şu sözlerle anlatıyor: "Yılmaz, 'Ben bu çocuğun yüzünü göremeyeceğim biliyor musun?' demişti."

Ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide Yılmaz Zafer’in gökyüzüne bakarak ettiği dua, bugün bile dinleyenlerin yüreğini dağlıyor: "Allah’ım, eğer canımı alacaksan ne olur önce çocuğumu göreyim, sonra al." Duaları kabul oldu; oğlunun yüzünü gördü, kokusunu içine çekti ve kısa bir süre sonra bu dünyaya veda etti.

Fırtınalı Bir Ömür, Sarsılmaz Bir Zarafet

Başarılarla dolu kariyerinin gölgesinde kalan bu ağır mücadeleler, Perihan Savaş’ı yıkmak yerine daha da güçlendirdi. 13 yaşında başlayan o büyük yanılgıdan, hayat arkadaşının trajik kaybına kadar her fırtınadan başı dik çıkmayı başaran sanatçı, bugün hâlâ Yeşilçam'ın en güçlü kadın figürlerinden biri olarak onurlu duruşunu sürdürüyor. Onun hikâyesi, sadece bir oyunculuk kariyeri değil; aynı zamanda bir kadının küllerinden doğuş destanıdır.