Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İsrailli mevkidaşı Gideon Saar ile gerçekleştirdiği görüşmede, bölgesel gerilimi düşürecek net mesajlar verdi. Wadephul, Lübnan’ın bir savaş alanına dönüşmesinin kabul edilemez olduğunu vurgularken, Batı Şeria’daki yerleşim politikalarına karşı sert bir tavır takındı.
Almanya’nın başkenti Berlin, Orta Doğu’daki sıcak gelişmelere ev sahipliği yaptı. Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ile bir araya gelerek bölgedeki güvenlik mimarisini ve insani krizleri masaya yatırdı. Görüşmenin ana gündem maddelerini İran’ın nükleer faaliyetleri, Lübnan’daki çatışmalar ve Gazze’deki insani durum oluşturdu.
Lübnan için "savaş alanı" uyarısı
Lübnan’daki son gelişmeleri değerlendiren Wadephul, İsrail ordusunun operasyonlarına yönelik endişelerini dile getirdi. Sivillerin ağır bedeller ödediği bir tablonun bölge güvenliğine hizmet etmeyeceğini belirten Alman Bakan, "Lübnan, yeni nesillerin yıkıntılar arasında yetiştiği bir çatışma sahasına dönüşmemeli" ifadelerini kullandı. Hizbullah’ın saldırılarını kınayan Wadephul, Lübnan devletinin güçlendirilmesi ve taraflar arasındaki doğrudan diplomatik temasların sürdürülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Batı Şeria ve Gazze’de insani öncelik
İki devletli çözümün kalıcı barış için tek yol olduğunu yineleyen Wadephul, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerini "fiili ilhak" olarak nitelendirdi. Bu durumun barış perspektifini zedelediğini belirten Alman yetkili, yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet olaylarının hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde soruşturulması gerektiğini kaydetti. Gazze’deki insani krize de değinen Wadephul, sınır kapılarının açılması ve yardım görevlilerinin önündeki engellerin kaldırılması için 20 maddelik planın hızla hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
İran ve nükleer tehdit vurgusu
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ise İran’ın nükleer kapasitesine ve Hürmüz Boğazı’ndaki faaliyetlerine dikkat çekti. İran’ın bölge için hayati bir tehdit oluşturduğunu savunan Saar, deniz yollarındaki özgürlüğün kısıtlanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Lübnan ile ilgili toprak taleplerinin bulunmadığını ifade eden Saar, Hizbullah gibi unsurların etkisiz hale getirilmesi durumunda barışa giden yol haritasının belirlenebileceğini sözlerine ekledi.