Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Amerika’nın müdahale ettiği bölgelerde düzen sağlayamamasının bir acziyet değil, bilinçli bir enerji sömürüsü olduğunu belirterek, iş dünyasını yaklaşan küresel risklere karşı stoklu çalışma konusunda uyardı.
Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (KONYSİAD) konuğu olan Prof. Dr. Cihat Yaycı, "Ortadoğu’daki Gelişmeler, Türkiye’nin Konumu ve Mavi Vatan" başlıklı sunumunda, dünya siyasetinin perde arkasındaki enerji ve maden savaşlarını masaya yatırdı. Yaycı, modern çatışmaların sadece toprak kazanımı değil, geleceğin teknolojisini belirleyen yeraltı kaynaklarını ele geçirme mücadelesi olduğunu vurguladı.
Ukrayna’nın maden haritası ve Batı’nın planı
Rusya-Ukrayna savaşının arka planına dikkat çeken Yaycı, Ukrayna’nın sadece tarımsal gücüyle değil, nadir toprak elementleri ve stratejik maden rezervleriyle küresel bir çekim merkezi olduğunu belirtti. Yaycı, "Batı’nın sunduğu barış formülleri, aslında ülkenin yeraltı zenginliklerinin borçlara karşılık el değiştirmesini hedefliyor" diyerek, teknolojik bağımsızlık için kritik olan uranyum, titanyum ve demir cevheri yataklarının savaşın ana motivasyonu olduğunu savundu.
Hürmüz Boğazı: Küresel ticaretin kilit noktası
Dünya enerji arzının yaklaşık dörtte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın hayati önemine değinen Yaycı, olası bir krizde Asya ekonomilerinin felç olabileceği uyarısında bulundu. Çin, Japonya ve Güney Kore gibi devlerin enerji bağımlılığını hatırlatan Yaycı, "Babülmendep ve Hürmüz’ün kapanması, Avrupa-Asya ticaret hattının yarı yarıya durması demektir. İş insanları, tedarik zincirindeki bu kırılganlığa karşı orta vadeli önlemler almalı ve stoklu çalışma modeline geçmelidir" ifadelerini kullandı.
ABD’nin istikrarsızlık doktrini
Amerika’nın bölge politikalarını "kaos üzerinden beslenme" olarak tanımlayan Yaycı, Washington’ın istikrar kuramamasının bir başarısızlık değil, bilinçli bir strateji olduğunu öne sürdü. Yaycı, "Afganistan’da Rusya ve İran’ı, Suriye ve Irak’ta ise Türkiye’yi istikrarsızlıkla meşgul ederek enerjilerini emiyorlar. Bu süreç, doğrudan İsrail’in bölgedeki hareket alanını genişletmeye hizmet ediyor" dedi.
Türkiye’nin stratejik konumu ve beka vurgusu
Türkiye’nin Avrupa’nın enerji arz güvenliğinde "en güvenli liman" olduğunu belirten Yaycı, Mavi Vatan doktrininin ve Libya ile yapılan deniz yetki anlaşmalarının Türkiye’nin geleceği için vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Yaycı ayrıca, terörle mücadele konusundaki tartışmalara değinerek, bunun bir etnik mesele değil, doğrudan Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hedef alan bir beka sorunu olduğunun altını çizdi.
Antalya ekonomisi için uyarı
Toplantıda söz alan KONYSİAD Başkanı İlhami Kaplan ise, bölgesel savaşların Antalya ekonomisine yansımalarını değerlendirdi. Kaplan, enerji maliyetlerindeki artışın enflasyonu tetiklediğini, bölgedeki çatışma algısının ise turizm ve tarım sektörlerinde ciddi bir baskı unsuru oluşturduğunu belirterek, iş dünyasının bu belirsizlik ortamında daha temkinli hareket etmesi gerektiğini ifade etti.