Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından ekonomiden dış politikaya kadar gündemdeki kritik maddelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Sanayi sektörüne yönelik dev bir finansman müjdesi veren Erdoğan, üretim ve istihdam odaklı yatırımların desteklenmeye devam edeceğini vurguladı. Yatırım taahhütlü avans kredi programının hem kapsamının hem de bütçesinin genişletildiğini belirten Erdoğan, sanayicilerin finansmana erişimini kolaylaştıracak yeni adımları kamuoyuyla paylaştı.
Sanayiye 1 Trilyon Liralık Finansman Desteği
Yatırım taahhütlü avans kredi programı kapsamında yeni uygulama için bütçenin 750 milyar liraya yükseltildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, imalat sanayisinin istifadesine sunulmak üzere 250 milyar liralık uygun koşullu bir kredi paketinin daha hayata geçirildiğini açıkladı. Erdoğan, bu iki finansman programının birleşmesiyle birlikte imalat sanayisi için toplamda 1 trilyon liralık uygun koşullu kredinin önünün açıldığını belirtti.
Yatırım taahhütlü avans kredileri (YTAK), Merkez Bankası iş birliğiyle Türkiye'nin dışa bağımlılığını azaltacak, net ihracatı artıracak ve yüksek teknoloji içeren stratejik yatırımları hedefleyen firmalara uzun vadeli ve düşük faizli finansman sağlamak amacıyla yürütülmektedir. Bu programda yapılan bütçe genişlemesiyle birlikte, yüksek teknoloji odaklı sanayi hamlelerinin hız kazanması ve yerli üretimin küresel rekabet gücünün artırılması hedeflenmektedir.
Ankara'daki Tarihi NATO Zirvesi Başarıyla Tamamlandı
Konuşmasında dış politika ve uluslararası organizasyonlara da geniş yer ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'nin başarıyla gerçekleştirildiğini ifade etti. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki zirveye ittifak üyesi 32 devlet ve hükümet başkanının yanı sıra Asya-Pasifik ve İstanbul İşbirliği Girişimi ortaklarından çok sayıda liderin katıldığını belirten Erdoğan, organizasyonda emeği geçen tüm kurumlara ve sabırlarından dolayı Ankara halkına teşekkür etti. Zirve vesilesiyle Etimesgut Askerî Havalimanı'nın da yenilenerek hizmete açıldığını ve şehre modern bir havalimanı daha kazandırıldığını sözlerine ekledi.
Zirve kapsamında savunma sanayii iş birliğinin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğinin altını çizdiklerini söyleyen Erdoğan, insansız sistemlere karşı koyma mükemmeliyet merkezinin Konya'da kurulmasına karar verildiği bilgisini paylaştı. Erdoğan ayrıca, Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. yılı vesilesiyle benzer acıların yaşanmaması için Türkiye'nin sorumluluk almaya devam edeceğini ve önümüzdeki 29-30 Ekim tarihlerinde ise 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne aynı başarıyla ev sahipliği yapacaklarını duyurdu.
"DEVLETLERİ HAKKINDA OLUMLU TEK KELİME DUYMAYA TAHAMMÜL EDEMEYENLER VAR"
‘’Tabii burada artık patolojik bir hâl alan şu hususu da dikkatlerinize getirmek istiyorum. Maalesef Türkiye'de kendi devletleri ve hükümetleri hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim var. Devlet başkanları, bakanlar ve gazeteciler dâhil istisnasız tüm katılımcıların ülkemizden övgüyle bahsetmesini bunlar bir türlü içlerine sindiremiyor. Öyle ki zirveye ve Türkiye'nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar. Siyasetin değil, kabahatin konusu olan bu güruhu ve ortaya attıkları saçmalıkları gördükçe, inanın onlar adına sadece üzülüyoruz. Hele hele beş dakikalık bir görüşme için muhataplarına yalvaran zavallıların, sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere ise sadece gülüp geçiyoruz. Bakınız, yabancılaşma kötüdür. Ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür.''
"TÜRKİYE HEPİMİZİN ORTAK DEVLETİ"
‘’Hangi partiden görüşten olursak olalım görüşten, kökenden olursak olalım, hepimiz bu devletin vatandaşıyız. Bu aziz milletin ferdiyiz. Türkiye için iyi olan hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır. Türkiye'nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır. Türkiye'nin sıkıntısı ise bilakis istisnasız hepimizin sıkıntısıdır.
Millî meselelerin ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz. Daha önce defalarca söylediğim gibi bir gerçeği bugün tekrar ifade ediyorum. Özellikle Mehter Marşı'ndan, Yeniçerilerden ve merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum: İster kabul edin, ister etmeyin; artık reddimiras yapan bir Türkiye yok. Tam tersine, medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var. Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla ve şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır. NATO Liderler Zirvesi işte bu köklü devlet geleneğimizin tüm görkemiyle tebarüz ettiği bir toplantı olmuştur. Milletimizin azamet ve asaleti, devletimizin itibar ve prestiji, zirvenin düzenlendiği Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde adeta tecessüm etmiştir.
Kahraman ecdadımızın cenk meydanlarındaki kılıç şakırtılarını kösleriyle, davullarıyla ve zurnalarıyla coşturan mehter takımımız, Osmanlı'nın en seçkin askerî birliklerinden Yeniçeri Ocağı'nın da yer aldığı muhafız alayımız, zirveye ayrı bir anlam ve güzellik katmıştır. Şunu açık ve net ifade etmek isterim: Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, tıpkı Gazi Meclisimiz gibi devletimizin ve 86 milyonun temsil makamıdır. Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekân, milletin evidir. Burası, asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye'nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır.
Eski nizamın yol ayrımında olduğu, yeni sistemin ise yol sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi külliyemizde atmaktadır. NATO Zirvesi, "Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne ne gerek var?" diyenlere, "İktidara gelirsek külliyeyi yıkacağız." diyen vizyon fukaralarına bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini ve Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir.''