Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile son derece kritik bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
İletişim Başkanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, iki lider arasında gerçekleşen temaslarda Türkiye-Avrupa Birliği ikili ilişkileri başta olmak üzere bölgesel ve küresel ölçekteki son gelişmeler masaya yatırıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye’nin bölgedeki sıcak çatışma sürecinde ateşkesin tavizsiz bir şekilde korunması ve kalıcı barışın ivedilikle sağlanması adına yoğun gayret gösterdiğini belirterek, stratejik lojistik hatlardan biri olan Hürmüz Boğazı'nın bir an önce ticari seyrüsefere açılması gerektiğini net bir dille ifade etti.
Bölgedeki istikrarsızlığın ana kaynağına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in bölgede çatışmaların devamını arzuladığını, korsanlık eylemleri dahil olmak üzere uluslararası hukuk ihlallerini ısrarla sürdürdüğünü aktardı. Bu kapsamda, İsrail’e yönelik küresel ve uluslararası baskıların artırılmasının artık kaçınılmaz ve elzem bir hal aldığını AB kanadına iletti.
Ekonomik entegrasyonun pekiştirilmesi için gündemdeki kronik meselelerin çözümüne odaklanılan görüşmede Erdoğan; Ortadoğu'da yaşanan gerilimlerin Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin sahip olduğu stratejik önemi bir kez daha açıkça ortaya koyduğunu, özellikle Avrupa’nın yeni güvenlik stratejileriyle ilgili girişimlerinde Türkiye’nin aktif olarak yer almasının büyük fayda sağlayacağını ve her alanda iş birliğini geliştirmenin önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ekonomide yeni bir milat olacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüşmede ısrarla üzerinde durduğu konulardan biri de 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe giren ve bu yıl 30'uncu yılını geride bırakan Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesi talebi oldu. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, ikili ticaret hacminin 233 milyar dolara ulaştığı bu dönemde, mevcut anlaşmanın modern dijital çağın, e-ticaret süreçlerinin, kamu alımlarının ve hizmetler sektörünün gereksinimlerini karşılamakta yetersiz kaldığı belirtiliyor.
AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarının (STA) Türkiye aleyhine yarattığı asimetrik durumun ve Türk taşımacılık sektörünün karşılaştığı transit kota engellerinin ortadan kaldırılması, her iki tarafın ekonomik entegrasyonunu çok daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor.