Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Kayabaşı, Elazığ’da yaptığı açıklamada mevcut iş kanununun işçiyi korumakta yetersiz kaldığını belirterek, işçilere memurlardaki gibi mutlak iş güvencesi getirilmesini talep etti.
Elazığ Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen 1 Mayıs etkinliklerinde konuşan Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Kayabaşı, çalışma hayatındaki yapısal sorunlara dikkat çekti. 2004 yılında yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu’nun günümüz şartlarında işçinin haklarını korumada zayıf kaldığını savunan Kayabaşı, mevcut düzenlemenin kapsamının oldukça dar olduğunu vurguladı.
Mevcut yasaların sadece 30’dan fazla çalışanı olan ve belirli kıdeme sahip iş yerlerini koruma altına aldığını hatırlatan Kayabaşı, bu kapsamın toplam iş yerlerinin yüzde 10’una bile ulaşmadığını belirtti. Kayabaşı, "İşçi arkadaşlarımızın tıpkı memurlarda olduğu gibi mutlak iş güvencesine kavuştuğu bir sisteme geçilmesini öneriyoruz. Sendikaların temel görevi; işçinin işini, ücretini ve sağlığını güvence altına almaktır" dedi.
Mevzuat değişikliklerinde uzmanlık vurgusu
İşçi haklarını ilgilendiren yasal düzenlemelerin hazırlık aşamasında yaşanan kopukluklara da değinen Kayabaşı, teorik mevzuat ile pratik ihtiyaçlar arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekti. Kayabaşı, "Parlamentoda çıkan yasalar genellikle Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçiyor. Oysa bizim talebimiz, işçiyi doğrudan ilgilendiren düzenlemelerin Çalışma ve Aile Komisyonu tarafından, işçi ve işveren temsilcilerinin katılımıyla ele alınmasıdır. Teorik olarak hazırlanan yasalar, sahada yaşanan sorunlara çözüm üretmekten uzak kalıyor" ifadelerini kullandı.
Küresel krizlere karşı barış mesajı
Konuşmasında uluslararası gelişmelere de değinen Kayabaşı, Filistin’de yaşanan soykırımı en sert şekilde kınadıklarını belirtti. Bölgedeki savaşların sabit ücretli çalışanları doğrudan etkilediğini ifade eden Kayabaşı, şunları söyledi:
"Ukrayna-Rusya ve Orta Doğu’daki çatışmaların merkezindeyiz. Savaşın olumsuz etkilerini en derinden hisseden kesim emekçilerdir. Türkiye’nin milli güvenlik adımlarını destekliyoruz ancak uluslararası toplumun, özellikle Birleşmiş Milletler’in bu zulümlere karşı daha somut ve kararlı adımlar atmasını bekliyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın inşası için alın terimizi dökmeye devam edeceğiz."