Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki siyasi hareketlilik ve klikler arası güç savaşı, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı sarsıcı video mesajıyla yeni bir evreye taşındı.
Kılıçdaroğlu, isim vermeden mevcut parti yönetimini hedef aldığı konuşmasında rüşvet ve yolsuzluk çarklarına değinerek, "CHP bize bir emanettir. Emanete kara çalınamaz. Bu ulu çınarın gölgesi haramın sığınağı olamaz. Gerektiğinde arınmayı da bilir" ifadelerini kullandı.
Bu çıkışın yankıları sürerken, aralarında Ali Haydar Fırat'ın da bulunduğu ve Kılıçdaroğlu'na yakınlığı ile bilinen önemli isimler, sosyal medya platformlarında mevcut parti genel merkezine ve yönetimsel anlayışa bayrak açan 10 maddelik kapsamlı bir manifesto yayımladı. Partinin ideolojik hattından koparıldığını savunan deklarasyon, tüm partilileri değişim için eyleme çağırdı.
"Bu siyasetsizlik hali partiyi alternatif olmaktan çıkarıyor"
Yayımlanan manifestonun ilk maddelerinde, CHP'nin çok ağır bir yönetimsel ve ideolojik kriz içinde olduğu savunuldu. Ortaya atılan iddiaların ve itirafların partinin sadece bugününü değil, tarihsel mirasını da zedelediği öne sürülerek genel merkezin tarihsel sorumluluğunu yerine getiremediği belirtildi.
Mevcut idari yapıyı sert sözlerle eleştiren manifestoda, "Partimizin her türlü operasyona açık hale getirilmesi, buna karşı gerekli politik tavrın örgütlenememesi yönetimsel bir sorundur. Bu siyasetsizlik hali partimizi iktidar alternatifi olmaktan çıkarmaktadır" ifadelerine yer verilerek örgütsel gücün doğru yönlendirilemediği vurgulandı.
Transfer politikalarına ve "temiz siyaset" vurgusuna sert eleştiri
Manifestonun en dikkat çekici bölümlerinden birini, son dönemde diğer partilerden yapılan milletvekili ve belediye başkanı transferlerine yönelik eleştiriler oluşturdu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermediğini açıkça beyan eden isimlerin partiye katılarak baş tacı edilmesinin parti vicdanını yaraladığı ve bunun ahlaki bir tutum olmadığı savunuldu.
"Geleni bağrına basıyorsan gidene sesini çıkaramazsın" denilen metinde, en önemli sermaye olan temiz siyasete hiçbir dönem bu kadar ağır bir darbe vurulmadığı iddia edildi. Üst yönetimde ve milletvekili düzeyinde adı iddialara karışan isimlere karşı hiçbir disiplin süreci veya tedbir mekanizmasının işletilmemesi, parti tabanında derin şüpheler uyandıran kronik bir özeleştiri eksikliği olarak nitelendirildi.
"Gün koltuğu koruma değil, partiyi kurtarma günüdür"
Parti içindeki milletvekilleri, belediye başkanları ve örgüt yöneticilerinin mevcut hatalara karşı sessiz kalmasını "tarihsel bir hata" olarak gören muhalif isimler, sessizliğin olumsuzlukları onaylamak anlamına geleceğini ifade etti. Bir sonraki dönemde koltuğunu korumak amacıyla susanların bu çöküşe ortak olduğu yazıldı.
Partinin şu an bir arkadaş grubu ve belirli bir belediye başkanı ekibi tarafından pay edilerek yönetildiğini iddia eden manifesto, son maddelerinde şu sert ve net çağrıyla son buldu:
"Gün susma, konfor alanında saklanma günü değildir. Gün partiyi kurtarma, halkımız ve ülkemiz için ayağa kaldırma günüdür. Partideki bu düzen değişmedikçe içinde yaşadığımız düzen değişmeyecektir. Şimdi bu iradeyi ortaya koymak için ayağa kalkma zamanıdır."
Kılıçdaroğlu'na destek veren 22 milletvekilinin de videoyu paylaşmasıyla büyüyen bu krizin, önümüzdeki günlerde parti içi disiplin kurullarını ve tüzük tartışmalarını tetiklemesi bekleniyor.