AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Toplantının ana başlığı İran oldu. Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İran’a yönelik saldırının hiçbir meşruiyeti olmadığını vurgularken, rejim değişmesi iç savaş getirir uyarısıyla dikkat çekti. Çelik, Türkiye’nin diplomasi çağrısını yineledi ve uluslararası hukukun korunması gerektiğini söyledi.
Toplantı sonrası yapılan açıklamada, hem bölgesel güvenlik dengeleri hem de küresel istikrar açısından kritik mesajlar verildi. Özellikle “rejimi bahane ederek müdahale” yaklaşımına karşı sert bir tutum sergilendi. Türkiye’nin, çözümün masada aranması gerektiği yönündeki pozisyonu bir kez daha vurgulandı.
AK Parti MKYK’da İran gündemi: Uluslararası hukuk ve meşruiyet vurgusu
Ömer Çelik, İran’a yapılan saldırıyı “hiçbir meşruiyeti olmayan” bir girişim olarak nitelendirdi. Açıklamada, saldırının uluslararası hukuka aykırı olduğu ve devam eden diplomatik süreçleri sekteye uğrattığı ifade edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da daha önce diplomatik çözüm için yoğun temaslarda bulunduğu hatırlatıldı.
Çelik, Birleşmiş Milletler üyesi egemen bir ülkenin toprak bütünlüğüne ve devlet yapısına yönelik saldırıların uluslararası düzen açısından tehlikeli bir eşiğe işaret ettiğini söyledi. Özellikle devlet yöneticilerine yönelik suikast iddialarının, küresel sistemde yeni ve riskli bir dönemin kapısını aralayabileceğini dile getirdi.
Açıklamada, İran halkına taziye mesajı da iletildi. Sivil kayıpların ve özellikle bir kız ilkokulunun bombalanmasına ilişkin iddiaların büyük bir trajedi olduğu vurgulandı.
Rejim değişmesi iç savaş getirir uyarısı neden yapıldı?
MKYK toplantısında öne çıkan en kritik başlıklardan biri “rejim değişikliği” meselesi oldu. Ömer Çelik, bir ülkenin rejiminin dış müdahaleyle değiştirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. “O ülkenin rejimi bahane edilemez” ifadesiyle, askeri müdahalelerin meşrulaştırılmasına karşı net bir çizgi ortaya kondu.
Çelik’e göre, tarihte rejim değişikliğine zorlanan ülkelerde istikrarsızlık, kaos ve iç savaş riskinin arttığı görüldü. Bu nedenle rejim değişmesi iç savaş getirir değerlendirmesi, yalnızca İran’a ilişkin değil; genel bir bölgesel güvenlik perspektifi çerçevesinde yapıldı.
Açıklamada, bir ülke halkını ayaklanmaya çağırmanın devlet mimarisini çökertmeye yönelik bir hamle olacağı ve bunun daha büyük felaketlere kapı aralayabileceği belirtildi. Türkiye’nin bu tür senaryolara karşı diplomatik çözümü savunduğu vurgulandı.
Diplomasi çağrısı ve Türkiye’nin pozisyonu
AK Parti MKYK toplantısında Türkiye’nin diplomasi çağrısı yeniden gündeme getirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası liderlerle temas halinde olduğu ve çatışmanın sona ermesi için masa kurulmasını desteklediği ifade edildi. Çelik, çözümün askeri yöntemlerle değil, müzakere yoluyla aranması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin güvenlik ve ekonomi boyutunda da hazırlıklı olduğu belirtildi. İran sınırında olası göç dalgasına karşı devlet birimlerinin koordinasyon içinde çalıştığı açıklandı. Ayrıca Hürmüz Boğazı ve petrol fiyatlarındaki olası dalgalanmaların küresel ekonomi üzerindeki etkisine dikkat çekildi.
Ekonomi yönetiminin kriz yönetimi konusunda tecrübeli olduğu ve olası negatif gelişmeleri absorbe edecek tedbirlerin alındığı kaydedildi. Türkiye’nin güvenlik denkleminin güncellendiği ve bölgedeki vatandaşların durumunun yakından takip edildiği de vurgulandı.
Bölgesel istikrar ve iç savaş riski değerlendirmesi
Açıklamada, bölgenin zaten kırılgan bir süreçten geçtiği ifade edildi. İsrail güvenliği gerekçe gösterilerek yapılan müdahalelerin tüm bölgeyi istikrarsızlaştırdığı savunuldu. Uluslararası sistemde “düzen” arayışının konuşulduğu bir dönemde, devletlerin egemenliğini hedef alan saldırıların küresel yapıyı daha da zayıflatacağı belirtildi.
Rejim değişmesi iç savaş getirir değerlendirmesi, bu çerçevede yalnızca bir siyasi söylem değil; geçmiş bölgesel deneyimlere dayandırılan bir güvenlik analizi olarak sunuldu. Türkiye’nin yaklaşımı, egemenlik ilkesinin korunması ve diplomatik çözümün güçlendirilmesi yönünde şekilleniyor.