Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir'de düzenlenen parti mitinginde siyaset gündemine oturan açıklamalarda bulundu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklu bulunan ve yargı süreci devam eden Ekrem İmamoğlu hakkında konuşan Özel, olası senaryolara karşı partinin yol haritasına dair sinyaller verdi. CHP lideri Özgür Özel, gerçekleştirdiği miting konuşmasında, "Ekrem İmamoğlu hapiste. Bırakmayabilirler. Onun yerine adaylarımız olur. Onun yerine elbette mücadelemiz sürer" ifadelerini kullanarak yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
CHP, 23 Mart 2025 tarihinde parti içinde gerçekleştirilen tek adaylı bir ön seçimle Ekrem İmamoğlu'nu "Cumhurbaşkanı Adayı" olarak ilan etmişti. Genel Başkan Özgür Özel'in bu son çıkışı, siyaset kulislerinde ve medyada geniş yankı uyandırdı.
Gazeteci Zafer Şahin, Milliyet gazetesindeki köşesinde bu durumu "İmamoğlu'nun kalemini Özel kırdı" başlığıyla analiz etti.
Şahin yazısında, İmamoğlu hakkında henüz kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığı halde ana muhalefet liderinin bu şekilde konuşmasını sorunlu bulduğunu belirterek, Özel'in yargı kararını beklemeden iddiaları zımnen kabul etmiş göründüğünü ve bir nevi "Kurtlukta düşeni yemek kuraldır" anlayışıyla hareket ettiğini öne sürdü.
Mutlak butlan davası ve CHP kurultayındaki hukuki süreç
Özgür Özel’in hamlelerinin arka planında, CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38'inci Olağan Kurultayı'na yönelik açılan ve kamuoyunda "mutlak butlan" davası olarak bilinen hukuki sürecin de etkisi olduğu belirtiliyor.
Kurultayda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan ve aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 12 sanığın yargılandığı bu kritik davanın bir sonraki duruşması, mahkeme heyeti tarafından 1 Temmuz tarihine ertelenmiş durumda. Siyasi analistler, parti yönetiminin bu yasal riski ve ufuktaki hukuki engelleri gözeterek alternatif senaryolar üzerinde çalıştığını ifade ediyor.
Siyasi partiler kanunu ve adaylık süreçlerinin yasal çerçevesi
Türkiye'deki 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu ve Anayasa hükümleri uyarınca, bir kişinin cumhurbaşkanı adayı veya milletvekili olabilmesi için kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmaması ve seçilme yeterliliğini kaybetmemiş olması gerekiyor.
Hakkında tutukluluk kararı devam eden ancak henüz kesin hüküm giymemiş siyasi figürlerin adaylık statüleri hukuken korunabilse de, cezanın onanması durumunda "siyasi yasak" riskinin ortaya çıkması siyasi partileri alternatif isim arayışlarına yönlendiriyor.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) takvimine yakalanmamak ve bir "aday krizinin" önüne geçmek adına partilerin kurumsal reflekslerle yedek planlar hazırlaması, Türk siyasi tarihinde sıkça rastlanan stratejik adımlar arasında yer alıyor.