ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Küba'nın bölgedeki terör faaliyetlerine verdiği destek ve yabancı istihbarat servislerine ev sahipliği yapması nedeniyle Washington için kalıcı bir risk teşkil ettiğini vurguladı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsveç'e gerçekleştireceği resmi ziyaret öncesinde Miami Homestead Havaalanı'nda gündeme dair kritik açıklamalarda bulundu. Hem bölgesel gerilimlere hem de ABD'nin ulusal güvenlik önceliklerine değinen Rubio, özellikle Küba'ya yönelik sert ifadeleriyle dikkat çekti.
Küba'nın tehdit boyutu
Küba'nın ABD için bir güvenlik riski oluşturup oluşturmadığına dair soruları yanıtlayan Rubio, doğrudan askeri detaylara girmekten kaçınsa da mevcut durumu net bir şekilde özetledi. Rubio, Küba'nın uzun yıllardır Rusya ve Çin'den temin ettiği silah sistemlerinin yanı sıra, bu ülkelerin istihbarat birimlerine topraklarında lojistik destek sağladığını ifade etti.
Küba'nın sadece askeri bir üs değil, aynı zamanda bölgesel terörizmin ana finansörlerinden biri olduğunu belirten Bakan, Kolombiya'daki istikrarsızlıkta da Havana yönetiminin parmağı olduğunu savundu. Rubio, ABD kıyılarına sadece 90 mil uzaklıkta bulunan ve "başarısız bir devlet" olarak nitelendirdiği Küba'nın, düşman güçlerin kontrolündeki yapısıyla ulusal güvenlik için sürekli bir tehlike arz ettiğini dile getirdi.
Hürmüz Boğazı'nda geçiş ücreti resti
İran'ın Hürmüz Boğazı'nda geçiş ücreti talep etme planlarına da değinen Rubio, bu girişimin uluslararası hukuk açısından kabul edilemez olduğunu belirtti. Bahreyn öncülüğünde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşınan karar tasarısına dikkat çeken Rubio, Çin dahil olmak üzere dünya genelinde hiçbir devletin bu yasa dışı sistemi desteklemediğini vurguladı. Bakan, İran'ın bu ısrarcı tutumunu sürdürmesi halinde diplomatik çözüm yollarının tamamen kapanacağı uyarısında bulundu.
Trump yönetiminin Küba'daki komünist rejimi hedef alan baskı politikalarının bir devamı niteliğindeki bu açıklamalar, Washington'ın dış politikada sertleşen tavrını bir kez daha gözler önüne serdi.