Ramazan ayı yaklaşırken en çok merak edilen konulardan biri “regl kadın oruç tutabilir mi” sorusu oluyor. Âdet ve lohusalık döneminde ibadetlerin durumu, özellikle oruç ve namaz konusunda pek çok kadının kafasını karıştırıyor. İslam âlimlerinin görüş birliğiyle ortaya koyduğu hükümler, bu konuda net bir çerçeve çiziyor. Peki, âdetliyken oruç tutulur mu, lohusalıkta ibadetlerin hükmü nedir?
Regl Kadın Oruç Tutabilir mi, Âdet Halinde Oruç Tutmanın Hükmü Nedir?
Fıkıh kaynaklarına göre âdet (hayız) döneminde bulunan bir kadının oruç tutması dinen uygun değildir. Fakihler, âdetli kadının orucunun sahih olmayacağı konusunda görüş birliği içindedir. Aynı şekilde bu süreçte namaz kılması da caiz kabul edilmemiştir.
Şâfiî’den İbn Kudâme’ye, İbn Hazm’dan Merğînânî’ye kadar birçok klasik kaynakta, hayız hâlinin ibadetlere engel teşkil ettiği açıkça belirtilir. Bu görüş, yalnızca bireysel yorumlara değil, icmâ olarak nitelenen ortak kabul ve uygulamalara dayanır. Yani mezhepler arasında bu konuda ihtilaf bulunmaz.
Dolayısıyla regl döneminde oruç tutulması durumunda, bu ibadet geçerli sayılmaz. Kadının bu süreçte oruç tutmaması dini bir ruhsat değil, doğrudan bağlayıcı bir hükümdür.
Lohusalıkta Oruç Tutulur mu, Nifas Halinde İbadet Geçerli mi?
Lohusalık (nifas) dönemi de âdet hâliyle aynı hükme tabidir. Doğum sonrası görülen lohusalık kanaması süresince kadının oruç tutması ve namaz kılması sahih değildir. Bu dönemde tutulan oruç geçerli sayılmaz.
İslam hukukunda nifas hâli, tıpkı hayız gibi ibadete engel kabul edilmiştir. Fakihler, lohusalık süresince terk edilen namazların kaza edilmeyeceğini; ancak tutulamayan oruçların daha sonra telafi edilmesi gerektiğini belirtir.
Bu uygulama, yalnızca teorik bir hüküm değil; Hz. Peygamber döneminden itibaren sahabe uygulamalarıyla sabittir.
Âdetliyken Tutulmayan Oruç Kazâ Edilir mi?
En sık yöneltilen sorulardan biri de âdet döneminde tutulamayan oruçların ne olacağıdır. İslam âlimlerine göre, hayız süresince tutulamayan Ramazan oruçları, temizlik dönemi başladıktan sonra kazâ edilir.
Buna karşılık aynı dönemde kılınamayan namazların kazâ edilmesi gerekmez. Bu ayrım, sahih hadis rivayetleriyle sabittir. Hz. Âişe’ye yöneltilen bir soru üzerine verdiği cevap, bu hükmün dayanağını oluşturur. Hz. Âişe, Resûlullah döneminde âdet gördüklerinde tutamadıkları oruçları kazâ etmekle emrolunduklarını; ancak kılamadıkları namazları kazâ etmekle yükümlü tutulmadıklarını ifade etmiştir.
Buhârî ve Müslim’de yer alan bu rivayet, mezheplerin ortak görüşüne temel teşkil eder. İbnü’l-Münzir ve Nevevî gibi âlimler de bu konuda icmâ bulunduğunu açıkça dile getirir.
Regl ve Oruç Konusunda Mezheplerin Görüş Birliği
Fıkıh literatüründe hayız ve nifas hâlinde oruç tutulamayacağı, namaz kılınamayacağı yönünde açık bir ittifak vardır. Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin tamamı aynı hükmü benimser.
Bu görüş birliği, hem hadis rivayetlerine hem de sahabe uygulamalarına dayanır. İbn Kudâme’nin “el-Muğnî” adlı eserinde, âdet hâlindeki kadının oruç tutamayacağı açıkça belirtilirken; İbn Âbidîn de “Reddü’l-muhtâr”da aynı hükme yer verir. Şevkânî ve diğer birçok âlim de benzer şekilde değerlendirme yapar.
Bu çerçevede regl kadın oruç tutabilir mi sorusuna verilen cevap nettir: Âdet ve lohusalık süresince oruç tutulmaz; tutulsa dahi geçerli olmaz. Ancak bu dönemde tutulamayan Ramazan oruçları daha sonra kazâ edilir.
Ramazan’da Âdet Gören Kadın Ne Yapmalı?
Ramazan ayında âdet gören bir kadının yapması gereken, oruç tutmamak ve temizlendikten sonra kaçırdığı günleri hesaplayarak uygun bir zamanda kazâ etmektir. Bu süreçte ibadet sorumluluğu tamamen düşmez; ancak oruç ve namaz yükümlülüğü geçici olarak ertelenir.
Kadın, hayız hâli sona erdiğinde gusül abdesti alarak ibadet hayatına kaldığı yerden devam eder. Tutamadığı oruçları ise yıl içinde, sağlığı ve imkânı elverdiği bir dönemde tamamlar.
İslam hukukunda bu düzenleme, kadınların biyolojik yapısı gözetilerek belirlenmiş bir kolaylık olarak değerlendirilir. Ancak bu kolaylık, keyfî bir tercih değil; bağlayıcı bir dini hükümdür.