Antalya Belek Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Ayden Özekinci, bu yıl Ramazan ayının kış mevsimine denk gelmesi nedeniyle sıvı kaybının yaz aylarına göre daha düşük olduğunu ancak uzun süreli açlık nedeniyle sahur ve iftar planlamasının bilinçli yapılması gerektiğini belirtti.
Ramazan’da Metabolizma Nasıl Etkileniyor?
Ramazan ayında öğün sayısının azalması ve besin tüketiminin iftar ile sahur arasındaki sınırlı zaman dilimine sıkışması, vücudun enerji kullanımını azaltmaya yönelik bazı fizyolojik adaptasyonları devreye sokuyor. Dr. Özekinci’ye göre bu durum; kan şekeri seviyelerinde erken düşüş, zihinsel performansta azalma ve sindirim sistemi sorunları riskini artırabiliyor. Bu nedenle öğün içeriklerinin dengeli ve planlı olması gerekiyor.

Sahur Neden Atlanmamalı?
Uzmanlara göre sahur, Ramazan ayında metabolik dengeyi koruyan en kritik öğünlerden biri. Gece saatlerinde metabolizma hızı doğal olarak düştüğü için sahurda ağır ve yağ oranı yüksek besinlerin tüketilmesi yağ depolanmasını artırabiliyor.
Dr. Özekinci, sahurda protein ve posa bakımından zengin besinlerin tercih edilmesini öneriyor. Yumurta, süt ve süt ürünleri, tam tahıllı ekmekler ve zeytinyağlı sebze yemekleri uzun süre tokluk hissi sağlayabiliyor. Buna karşılık işlenmiş et ürünleri, hamur işleri ve aşırı tuzlu gıdaların gün içinde susuzluk ve yorgunluk hissini artırabileceği belirtiliyor.
İftarda Ani Yüklenmeden Kaçının
Uzun süreli açlığın ardından iftarda hızlı ve yüksek miktarda yemek tüketimi, ani insülin yükselmesine ve mide rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Uzmanlar, iftara hafif bir başlangıç yapılmasını ve ana yemeğe geçmeden önce kısa bir ara verilmesini öneriyor.
Ayrıca beyaz ekmek ve rafine karbonhidratlar yerine tam tahıllı ürünlerin tercih edilmesi, kan şekeri dalgalanmalarının önüne geçmeye yardımcı oluyor.
Ramazan’da Sıvı Tüketimi Hayati Önem Taşıyor
Ramazan boyunca en sık yapılan hatalardan biri yeterli su içmemek. Dr. Özekinci, iftar ile sahur arasında günlük ortalama 2–2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayran, kefir ve şekersiz bitki çayları sıvı desteği sağlayabilirken, şekerli ve yoğun kafein içeren içecekler suyun yerini tutmuyor.
Azalan fiziksel hareketlilik bağırsak fonksiyonlarını yavaşlatabiliyor. Bu nedenle lif oranı yüksek besinler tüketilmeli ve iftardan 1–2 saat sonra hafif tempolu yürüyüşler yapılmalı.
Kronik Hastalığı Olanlar Dikkat
Diyabet, hipertansiyon, kalp ve böbrek hastalığı bulunan bireylerin yanı sıra hamileler, emziren anneler ve gelişim çağındaki çocukların oruç öncesinde mutlaka doktora danışması gerekiyor. Kişiye özel beslenme planı olmadan oruç tutulması bazı sağlık riskleri doğurabiliyor.
Dr. Ayden Özekinci, Ramazan ayının bilimsel beslenme ilkelerine uygun planlandığında hem metabolik dengeyi destekleyebileceğini hem de genel sağlık üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğini belirtiyor. Doğru planlama ile Ramazan, hem fiziksel hem de ruhsal iyilik halini güçlendiren bir dönem haline gelebiliyor.