Zekât; dinen zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda mala sahip olan bir Müslümanın, Allah rızası için belirli kişilere vermesi gereken mali bir ibadettir. İslam’ın beş şartından biri olan zekât, toplumsal dayanışmayı güçlendiren temel ibadetlerden biridir.
Zekâtın farz olması için kişinin;
Müslüman,
Akıl sağlığı yerinde,
Ergenlik çağına ulaşmış,
Hür olması gerekir.
Bunun yanında, temel ihtiyaçları ve bir yıllık borçları dışında nisap miktarı mala sahip olması şarttır. Bu ölçünün altında malı bulunan kimseler zekâtla yükümlü sayılmaz.
Nisap ne anlama gelmektedir?
“Nisap nedir?” sorusu, zekât yükümlülüğünün temelini oluşturur. Nisap; bir kişinin zekât vermekle sorumlu olması için sahip olması gereken asgari zenginlik ölçüsüdür.
Hadislerde belirtilen nisap miktarları şu şekildedir:
Altında 20 miskal (yaklaşık 80,18 gram),
Devede 5 adet,
Sığırda 30 adet,
Koyun ve keçide 40 adet.
Altın üzerinden belirlenen nisap ölçüsü günümüzde en yaygın esas alınan kriterdir. Kişi, temel ihtiyaçları ve borçları dışında bu miktara ulaşan mala sahipse zekât vermekle yükümlü olur.
Ayrıca malın “nâmî” yani artıcı nitelikte olması gerekir. Bu; malın gelir getirmesi, kâr sağlaması ya da çoğalma özelliğine sahip olması anlamına gelir.
Zekâtın farz olmasının şartları nelerdir?
Zekâtın farz olmasının şartları, fıkıh kaynaklarında ayrıntılı biçimde ele alınır. Buna göre zekâtın farz olması için şu şartların bulunması gerekir:
Nisap miktarı mala sahip olmak,
Bu malın artıcı özellik taşıması,
Malın üzerinden bir kamerî yıl geçmesi,
Malın, temel ihtiyaçlar ve borçlar dışında bulunması.
Burada dikkat çeken en önemli hususlardan biri de “bir yıl şartı”dır. Nisap miktarına ulaşan malın üzerinden hicrî takvime göre bir yıl geçmesi gerekir. Yıl sonunda mal nisap miktarının altına düşmemişse zekât farz olur.
Yıl içerisindeki geçici artış ve azalışlar ise dikkate alınmaz. Önemli olan yıl başı ve yıl sonundaki nisap durumudur.
Zekât erken verilebilir mi?
“Zekât erken verilebilir mi?” sorusu özellikle Ramazan ayı yaklaşırken sıkça gündeme gelir. Fıkıh âlimlerinin çoğunluğuna göre zekât, bir yıl dolmadan önce de verilebilir.
Kişi nisap miktarı mala sahipse ve üzerinden henüz bir yıl geçmemiş olsa bile, ileride doğacak zekât borcuna mahsuben ödeme yapabilir. Ancak nisap şartı oluşmadan zekât verilmesi geçerli kabul edilmez.
Bu uygulama, ihtiyaç sahiplerinin durumuna göre kolaylık sağlamak amacıyla mümkün görülmüştür.
Zekâtın geçerli olmasının şartları nelerdir?
Zekâtın sadece farz olması yetmez; aynı zamanda geçerli şekilde verilmesi gerekir. Bunun için iki temel şart öne çıkar:
1. Niyet:
Zekât bir ibadet olduğu için niyet şarttır. Verilen malın zekât olduğuna kalben niyet edilmelidir. Niyetsiz yapılan ödeme zekât yerine geçmez.
2. Temlik:
Zekâtın fakire verilmesi ve onun mülkiyetine geçirilmesi gerekir. Bu işleme “temlik” denir. Yani zekât, ihtiyaç sahibine doğrudan teslim edilmelidir.
Yemek hazırlayıp yedirmek veya genel bir ikramda bulunmak gibi yardımlar “ibâha” kapsamında değerlendirilir ve zekât yerine geçmez. Zekâtın geçerli olabilmesi için malın fakirin tasarrufuna bırakılması şarttır.
Sonuç olarak zekât; nisap miktarına ulaşan, gerekli şartları taşıyan Müslümanlara farz olan mali bir ibadettir. Nisap ölçüsü, bir yıl şartı, niyet ve temlik gibi unsurlar zekâtın hem farz hem de geçerli olmasının temel kriterlerini oluşturur.