Yeni Birlik Gazetesi Röportaj AB Türkiye'ye neden kimlik siyaseti uyguluyor?

AB Türkiye'ye neden kimlik siyaseti uyguluyor?

Avrupa Birliği’nin, Türkiye’ye yönelik uyguladığı ‘Kimlik Siyaseti’ üzerine değerlendirmelerde bulunan Türkiye Araştırmaları Vakfı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Enes Bayraklı, AB’nin içerisinde bulunan muhafazakâr çevrelerin; kültürel ve dini farklılıklara vurgu yaparak geçmişten beri Türkiye’nin üyeliğine şiddetle karşı çıkmakta olduğunu hatırlatarak, “Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin tıkandığı nokta da bu kimlik siyaseti olmuştur; zira Türkiye, Avrupa Birliği’nin Türkiye’den talep ettiği reformların neredeyse tamamını gerçekleştirmesine rağmen bu kimlik siyaseti nedeniyle adil bir şekilde muamele görmemiş ve tam üyelik yerine imtiyazlı üyelik gibi alternatifler gündeme getirilmiştir.” dedi.

MUHABİR: Gökhan Erek

GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, Britanya merkezli Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayın yapan SKY News Arabia kanalında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne dahil olma süreci ile ilgili yaptığı dikkat çeken açıklamalar, gündemin öne çıkan başlıkları arasında yerini aldı.

“GELECEKTE TÜRKİYE’YE YALVARACAKLAR”

Bakan Fidan, AB'nin Türkiye'ye karşı kimlik siyaseti izlediği sürece; Türkiye’nin, AB üyesi olacağını zannetmediğini, gelecekte ise Avrupa ülkelerinin Türkiye'ye AB'ye katılması için yalvaracağını belirtti.

“İNGİLTERE AB’DEN AYRILMAZDI”

Bakan Fidan, ayrıca İngiltere’nin Brexit sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede ise; Türkiye’nin, AB üyesi olması durumunda İngiltere’nin, AB’den ayrılmayacağını ve AB’nin bugünkü krizler karşısında çok daha dirençli olacağını da sözlerine ekledi.

Prof. Dr. Enes Bayraklı

PROF. DR. ENES BAYRAKLI’DAN TÜRKİYE’NİN AB SÜRECİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER

Peki Bakan Fidan’ın, AB’ye yönelik açıklamaları ne şekilde yorumlanmalı, AB Türkiye’ye neden kimlik siyaseti uyguluyor, Türkiye’nin AB’ye dahil edilmemesinin gerekçeleri neler, AB’ye olası dahil olma veya olmama durumlarının Türkiye’ye artı ve eksileri ne olacak? Türkiye Araştırmaları Vakfı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Enes Bayraklı, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi.

“PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK TÜRKİYE’YE GEÇTİ”

Dışişleri Bakanı Fidan’ın açıklamalarının, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde psikolojik üstünlüğün Türkiye’ye geçtiğini çok net bir şekilde göstermekte olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Enes Bayraklı, “Türkiye, Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan liderliğinde son 24 yılda yapmış olduğu atılımla, Türkiye-Avrupa Birliği arasında Türkiye’nin aleyhine olan asimetrik ilişki biçimini tamamen ters yüz etmiş durumdadır.” şeklinde konuştu. 

“SON 24 YILDAKİ KAZANIMLARIN ÇOK SOMUT GÖSTERGESİ”

Prof. Dr. Bayraklı, Bakan Fidan’ın, Avrupa Birliği’nin gelecekte üye olması için Türkiye’ye yalvaracağına dair tespitinin; Türkiye’nin, son 24 yıldaki kazanımlarının çok somut bir göstergesi olarak okunması gerektiğini ifade etti. 

“KİMLİK SİYASETİ NEDENİYLE ADİL BİR ŞEKİLDE MUAMELE GÖRMEDİ”

AB içerisindeki muhafazakâr çevrelerin, kültürel ve dini farklılıklara vurgu yaparak geçmişten beri Türkiye’nin üyeliğine şiddetle karşı çıkmakta olduğunu anımsatan Prof. Dr. Bayraklı, şunları kaydetti, “Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin tıkandığı nokta da bu kimlik siyaseti olmuştur; zira Türkiye, Avrupa Birliği’nin Türkiye’den talep ettiği reformların neredeyse tamamını gerçekleştirmesine rağmen bu kimlik siyaseti nedeniyle adil bir şekilde muamele görmemiş ve tam üyelik yerine imtiyazlı üyelik gibi alternatifler gündeme getirilmiştir.” 

“AVRUPA MERKEZCİ ORYANTALİST BAKIŞTAN KURTULAMADIĞI İÇİN…”

Prof. Dr. Bayraklı, AB’nin, Avrupa merkezci oryantalist bakıştan bir türlü kurtulamadığı için karşı karşıya olduğu ciddi jeopolitik şoklarını idare edebilecek esneklik ve çeviklikten uzak, donuk bir yapıya bürünmüş durumda olduğunu da açıklamasına ekledi. 

“BAŞKA HİÇBİR ÜLKEYE UYGULANMADI”

Türkiye’nin, Avrupa Birliği’ne üye olmamasının temel nedenlerinin teknik olmaktan ziyade siyasi ve kimlik politikalarından kaynaklandığını söylemenin mümkün olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bayraklı, şunları aktardı, “Nitekim Türkiye, üyelik müzakerelerine başladıktan sonra birçok Avrupa ülkesi, Fransa ve Avusturya gibi Türkiye tüm müzakere başlıklarını başarılı bir şekilde tamamlasa dahi üyelik konusunda referandum yapacaklarını açıklamıştır. Böyle bir özel muamele başka hiçbir ülkeye uygulanmamıştır. Bu durum, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tablonun kimlik siyaseti kaynaklı olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır.”

“TÜRKİYE’Yİ YAVAŞLATACAK VE AYAK BAĞI OLUŞTURACAK”

Prof. Dr. Bayraklı, Türkiye’nin geçmişte AB’ye üye olması durumunda bazı kazanımlar elde etme ihtimalinin bulunmakta olduğuna dikkat çekip, “Ancak bugün gelinen noktada Türkiye’nin, Avrupa Birliği’ne üye olmasının, özellikle dış politika ve güvenlik alanlarında Türkiye’yi yavaşlatacak ve Türkiye için bir ayak bağı oluşturacaktır.” ifadelerine yer verdi. 

“OPSİYONLARI DARALTACAK VE HIZLI KARAR ALMA KAPASİTESİNİ SINIRLAYACAK”

Mevcut konjonktürde Türkiye’nin, AB’ye üye olmasının, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Vize Serbestisi tanınması gibi başlıklarda Türkiye’ye belirli faydalar sağlayabileceğini belirten Prof. Dr. Bayraklı, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “Fakat bunun ötesinde, jeopolitik denklemde büyük güç mücadelesi bağlamında Türkiye’nin opsiyonlarını daraltacak ve hızlı ve çevik karar alma kapasitesini sınırlayacak olma ihtimali çok daha yüksektir.”