GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ile İran arasında gerçekleşecek olan barış görüşmelerine ilişkin İslamabad Mutabakat Zaptı çerçevesinde düzenlenen İlk Üst Düzey Komite Toplantısı’nın, İsviçre'nin Bürgenstock kentinde başarıyla sona erdiğini ifade edip, tartışmaların olumlu ve yapıcı bir atmosferde gerçekleştirildiğini ve 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya yönelik yol haritası üzerinde mutabakat sağlanması, siyasi denetim sağlamak üzere bir Üst Düzey Komite'nin kurulması ve daha fazla teknik görüşmelerin başlatılması dahil olmak üzere teşvik edici ilerlemelerin elde edildiğini açıkladı.
“HER İKİ TARAFIN LİDERLİĞİNİ TAKDİR EDİYORUM”
Şerif, Birleşik Devletler'in yanı sıra İran'ın yapıcı angajmana yönelik devam eden taahhütleri için her iki tarafın liderliğini de takdir ettiğini ve bu tarihi sürecin ilerletilmesinde değerli destekleri için tüm kardeş ve dost ülkelere teşekkür ettiğini de sözlerine ekledi.
PEZEŞKİYAN’DAN ABD İLE YAPILAN GÖRÜŞMELERE İLİŞKİN AÇIKLAMA
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da sosyal medya hesabı X üzerinden yaptığı açıklamada ABD ile yaptıkları görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
YÜKÜMLÜLÜKLERE TAM BAĞLILIK ÇIKIŞI
Pezeşkiyan, görüşmelerin etkinliğinin, kararlaştırılan yükümlülüklere tam bağlılık ve bunların hassas bir şekilde uygulanmasına bağlı olduğuna dikkat çekti.
“KAYDEDİLEN İLERLEME KABUL EDİLEN SORUMLULUKLARA PRATİK UYUMLA ÖLÇÜLECEK”
Kaydedilen ilerlemenin, kabul edilen sorumluluklara pratik uyumla ölçüleceğini vurgulayan Pezeşkiyan, kararlaştırılan metin dışındaki beyanların, müzakerelerin ilerlemesine yardımcı olmayacağını da açıklamasına ekledi.
ABD-İRAN BARIŞ GÖRÜŞMELERİNDE SON DURUM
Peki Pezeşkiyan’ın açıklamaları neyin habercisi, ABD mutabakat metnine sadık kalacak mı, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları barış görüşmelerine gölge düşürecek mi, ABD ile İran arasında kalıcı barış olacak mı? İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Araştırmacısı Oral Toğa, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi.

“PEZEŞKİYAN HEM ABD HEM DE İÇ KAMUOYUNA MESAJ VERİYOR”
Pezeşkiyan’ın yaptığı son açıklamanın, İran’ın bu süreci sadece iyi niyet beyanları üzerinden değil, yazılı taahhütler ve somut uygulama üzerinden değerlendireceğini gösterdiğini aktaran Oral Toğa, “Tahran açısından asıl mesele, masada varılan mutabakatın sahada ne kadar karşılık bulacağı. Bu nedenle Pezeşkiyan, metin dışı açıklamaların süreci zedeleyebileceğini vurgulayarak hem ABD’ye hem de iç kamuoyuna mesaj veriyor. İran müzakereyi sürdürmeye hazır görünüyor, ancak bunu denetlenebilir, karşılıklı ve yükümlülüklere bağlı bir süreç olarak görmek istiyor.” ifadelerini kullandı.
“KISA VADEDE MUTABAKAT METNİNE BAĞLI KALMA İHTİMALİ YÜKSEK”
Oral Toğa, ABD’nin kısa vadede mutabakat metnine bağlı kalma ihtimalinin yüksek olduğunu belirterek, şunları kaydetti, “Çünkü Washington açısından bu süreç bölgesel gerilimi kontrol altına almak, İran dosyasını yönetilebilir zeminde tutmak ve yeni bir geniş çaplı krizin maliyetinden kaçınmak anlamına geliyor. Ancak bu bağlılık mutlak ve koşulsuz olmayacaktır.”
AYNI ANDA DİKKATE ALINACAK HUSUSLAR
ABD yönetiminin; İran’ın yükümlülüklerini, İsrail’in güvenlik kaygılarını ve kendi iç politik baskılarını aynı anda dikkate alacağını ifade eden Oral Toğa, “Bu yüzden Washington metne bağlı kalabilir, fakat kriz anlarında metni kendi öncelikleri doğrultusunda esnetmeye çalışması da ihtimal dahilinde.” dedi.
“LÜBNAN’A YÖNELİK SALDIRILAR BARIŞ GÖRÜŞMELERİNE GÖLGE DÜŞÜRECEK”
İsrail’in, Lübnan’a yönelik saldırılarının, barış görüşmelerine gölge düşüreceğini dile getiren Oral Toğa, şunları söyledi, “Lübnan sahası bu sürecin en kırılgan başlıklarından biri. Çünkü ABD ile İran arasında masada oluşan diplomatik zeminin sahadaki karşılığı sadece Washington ve Tahran’ın değil, İsrail ve Hizbullah’ın tutumuna da bağlı.”
“GERİLİM SINIRLI TUTULURSA MÜZAKERE HATTI KORUNABİLİR”
Oral Toğa, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının devam etmesinin, İran açısından mutabakatın ruhuna aykırı bir tablo olarak sunulabileceğini ve teknik görüşmelerin ilerlemesini zorlaştırabileceğini belirterek, “Buna rağmen bu durum süreci otomatik olarak bitirmez. Gerilim sınırlı tutulursa müzakere hattı korunabilir, ancak Lübnan cephesi genişlerse bu doğrudan ABD-İran masasını olumsuz etkiler.” şeklinde konuştu.
KALICI BARIŞTAN ÇOK KONTROLLÜ GERİLİMİ AZALTMAYA DÖNÜK KRİZ YÖNETİMİ
Yakın vadede ABD ile İran arasında klasik anlamda kalıcı bir barış beklemenin gerçekçi olmadığını vurgulayan Oral Toğa, “Daha olası senaryo; tarafların çatışmayı sınırladığı, bazı ekonomik ve güvenlik başlıklarında mekanizmalar kurduğu, fakat stratejik güvensizliğin devam ettiği kontrollü bir normalleşme süreci. İran’ın nükleer programı, bölgesel vekil ağları, İsrail’in güvenlik algısı ve Amerikan iç siyasetindeki İran karşıtı direnç bu sürecin sınırlarını belirlemeye devam edecektir. Bu nedenle ortaya çıkabilecek tablo kalıcı barıştan çok, kontrollü gerilim ve karşılıklı maliyetleri azaltmaya dönük bir kriz yönetimi düzeni olacaktır.” şeklinde sözlerini sonlandırdı.